Temmuz 2000

9 HAZİRAN GREVİNİN ARDINDAN

"Bill Clinton, başkan Fernando de la Rúa'nın Arjantin'de genel grevin patlak vermesine neden olan kararları almakla 'güçlü bir önderlik' düzeyi gösterdiğine inanmakta." Buenos Aires'te yayımlanan La Nación gazetesinin 10 Haziran tarihli baskısında böyle denmekte. Başkan Fernando de la Rúa hükümetinin işbaşına geldiği altı ay içinde elde ettiği yegane destek de Clinton'ın bu sözleri ve IMF'nin Arjantin'e yaktığı yeşil ışık.

 Ülkedeki belli başlı sendika merkezleri tarafından düzenlenen güçlü 9 Haziran grevi, birinci olarak hükümetin halk desteğini giderek yitirdiğini gösterdi. Aynı zamanda burjuvazinin ve emperyalizmin çeşitli kesimleri arasındaki büyük çatlakları açığa vurdu. Hükümetin temsil ettiği bir kesim, bankaların ve mali kuruluşların ülke üzerindeki egemenliğini sürdürmek istemekte. Öte yandan, otomotiv şirketleri devalüasyon talep etmekte ve "iç pazarın canlandırılması" ve "ulusal sanayinin korunması" önlemlerinin alınmasını istemekte.

Geçen aralık ayının ilk günlerinde De la Rúa, Corrientes kentinde, gecikmiş ücretlerinin derhal ödenmesini isteyen devlet sektörü işçileri ile öğretmenlerin güçlü seferberliğiyle hesaplaşmak zorunda kalmıştı. Hareketlilik hızla öbür illere de yayıldı: kuzeydeki Salta ilindeki Tartagal'da, Neuquén'de ve bir düzine başka kentte, özellikle petrol ve gaz sektörlerindeki özelleştirmeler ile devlet işletmelerinin kapatılması sonucunda binlerce işçinin işini yitirdiği bölgelerde yollar kesildi, seferberlikler yaşandı.

IMF'nin dayattığı önlemler karşısında CGT (Centro General de los Trabajadores - Genel İşçi konfederasyonu) ikiye bölündü: Bir yanda, gıda sektöründen gelen ve Ménem hükümetini güçlü bir biçimde desteklemiş olan, şimdi de aynı çizgiyi De la Rúa ile birlikte izlemek isteyen, konfederasyon genel sekreteri Rodolfo Daer'in başını çektiği resmi kanat; öte yanda, kamyoncular sektörünün ve MTA'nın (taşımacılık sektörünün büyük bölümünü içeren akım) önderi, bugün ise otomotiv sanayicilerinin müttefiki olan Hugo Moyano'nun başını çektiği "asi" ya da "muhalif" kanat arasında "tipik" bir mücadele söz konusu.

Öte yandan, esas olarak devlet sektörü işçileri ile öğretmen sendikalarını bünyesinde toplayan ve iktidardaki ittifakla çok sıkı bağlar içinde olan, Degenaro önderliğindeki CTA (Central de Trabajadores Argentinos - Arjantin İşçi Konfederasyonu) ise, mücadeleyi savuşturabilmek amacıyla tabanın baskısını zapturapt altına almaya çalışmakta.

CGT-Moyano ekibi 5 mayıs günü için grev çağrısında bulundu. Otobüs şoförlerince, başta gelen fabrikaların ve aynı zamanda devlet sektörü işçilerinin ve öğretmenlerin büyük ölçüde katılım sağladığı grevin etkisi büyük oldu; öyle ki, CTA önderliği alttan gelen bu basınca dayanamadı. Grev, sanayi işçi sınıfı mücadelesinin bir yükseliş eğilimi içine girmiş olduğunu gösterdi. 5 mayıs grevinin ardından CGT'nin "asi" kanadı, aynı ayın 31'i için hükümet merkezi Pembe Saray'ın önündeki Plaza de Mayo'da IMF'ye karşı bir gösteri çağrısında bulundu.

Mitingden birkaç gün önce hükümet 1.000 pesonun üzerinde ücret alan devlet çalışanlarının ücretlerini %12 oranında, 6.500 pesonun üzerindeki ücretleri ise %15 oranında düşürdü. Bu karardan devlet memurlarının yarısından fazlası etkileniyordu.

Bu kararın ardından 31 mayıs mitingi hükümet karşıtı bir nitelik kazandı ve son yılların en kalabalık (yaklaşık 40 bin gösterici) gösterisi haline dönüştü. Ayrıca mitingde hiç görülmemiş bir şey yaşandı: hükümet koalisyonuna dahil ve Peronizmin en güçlü akımlarından birinin (eski Buenos Aires valisi Eduardo Duhalde'nin başını çektiği akım) temsilcileri olan on dört milletvekili ve benzeri başka simalar da gösteride hazır bulundu. CTA da, başını Degenaro'nun çektiği, devlet memurları ile öğretmenlerden oluşan bir kortejle mitinge katıldı. Ama hepsinden daha çarpıcısı, Moyano'nun dışındaki tek konuşmacının, Arjantin Katolik kilisesinin bir numarası olan kardinal Primatesta'nın laik bir temsilcisi olmasıydı.

9 haziran grevi tüm sanayi sektörünü, orta öğrenimi, devlet bankalarını felce uğrattı ve Peronist valilerce desteklendi, hükümetin, uygulamakta olduğu plandan yararlanan emperyalizme bağlı mali sektörlerin dışında fazlaca bir destekçisinin kalmadığını açığa vurdu. CGT'nin resmi kanadının önderlerinden Hugo Barrionuevo o günlerde şöyle diyordu: "Bu hükümeti desteklemeliyiz, zira ülke tarihinin en zayıf hükümetlerinden biri."

Çatışmanın kritik bir noktayı aşmasını engellemek amacıyla hükümetten, Kilise'den ve CGT resmi kanadından "Birlik ve Beraberlik" çağrıları yükselmeye başladı. Ama bunu söylemek, gerçekleştirmekten daha kolaydı. Bunun pek çok kanıtı vardı.

* Ulusal düzeydeki hareketliliğin yaygınlaşmasından önce özellikle çeşitli illerde pek çok mücadele sürdürülmekteydi. Ulusal düzeydeki grevlerin ardından seferberlikler gerilemedi. Bugün mücadele ağırlıklı bütün sektörlere yayılmış durumda: Ücret düşürmelerine karşı üniversite öğretim üyeleri ve devlet bankaları çalışanları; özelleştirilmiş en önemli işletmelerden olan Arjantin Havayolları çalışanlarının mücadelesi, vb.

* De la Rúa ABD gezisi sırasında mali sektör temsilcilerinin karşısında, her şeyin denetimi altında olduğuna ve aldığı önlemlerin Peronist muhalefet tarafından da desteklendiğine yemin etmişti. Bugün ise senatoda çoğunluğu oluşturan Peronistler, uyum planını geçersiz kılan bir yasa kabul etmiş durumdalar. Temsilciler Meclisi'nde ise, hükümetteki İttifak çoğunlukta. Ama 31 mayıs mitingine katılan 14 İttifak milletvekilinin meclisteki tartışmalar ve oylamalar sırasında nasıl bir tutum alacakları da merak konusu.

* Haziran oylarında yayımlanan bir anket Buenos Aires halkının %51'inin hükümet planını reddettiğini ve %20'lik bir bölümünün de ağır biçimde eleştirdiğini ortaya çıkardı.

* Kardinal Primatesta, hükümeti destekleyen rahiplerle çatışma içinde ve laik temsilcisini desteklemekte. Şu sıralarda sendikal ve siyasi önderlerle çeşitli görüşmeler gerçekleştirmekte.

* Moyano ve CGT'si , Peronist partinin içinin boşalmış olduğu gerekçesiyle yeni bir politik ve toplumsal hareketin inşası için bir tüzük hazırlamakta olduklarını ilan ettiler.

Buenos Airesli bir öğretmen bize şöyle diyordu: "Öğretmenler kitlesel halde De la Rúa'ya oy vermişlerdi, ama bugün Moyano'nun ve Peronist sendika önderlerinin çağrısına uyarak iş bıraktılar. Bu nedenle biraz şaşkın haldeler, bu işlerin sonunun nereye varacağını soruyorlar. CTA ve devlet memurları delege toplantılarında ve ardından grev sonrasında pek çok sendika militanı, CTA'nın ve hocaların mücadelenin başına geçmesini söylemeye başladılar. Moyano ile mücadele birliği yapılmasını istiyorlar. İttifak'a ve De la Rúa'ya verilmiş olan desteğin ciddi bir yanlış olduğu görüşü yaygınlaşmakta."

Telefon sektörü delegelerinden biri de bize, 9 haziran grevi öncesinde kendi sektörünün MTA'ya dahil bir önderi ile bir CTA militanı arasındaki bir tartışmayı şöyle aktarıyordu:

"MTA önderi, 'hükümeti geri adım atmaya zorlamalıyız' diyordu. CTA militanı ise ona, 'Bunlar hiç değişmeyecek, Ménem'in aynısılar; bize ihanet ettiler,' diye yanıt verdi. Ben ise, 'Arkadaş haklı' dedim, 'CGT ve CTA'nın desteğiyle Moyano iktidar olmalı, sonra da söylediği gibi sistemi değiştirmeli, ve işe  dış borcu ödememekle, işletmeleri millileştirmekle ve kaynakları kamu yatırımlarına ayırmakla başlamalı, ancak böylece iş alanları açılabilir.' "

 

setstats1Ana Sayfa          Gündem         Dünya          Enternasyonal          Gençlik        İşçi Hareketi           Belgeler         İşçi Cephesi          Yazarlar

1