| Ağustos 2001 | ![]() |
|
|
Arjantin: Latin Amerika'daki yükselişin zirvesi Aşağıda belirtilenler UİB-DE’nin Arjantin seksiyonu Sosyalist İşçi Cephesi (FOS) önderliğinden yoldaş Ricardo’nun Kongre’ye sunduğu raporun ana kısmıdır. Burjuva kriz, IMF’nin talep ettiği yeni uyum planları ve kitleler ile “picketers”ın grevlerle ve ana yolları keserek verdiği büyüyen cevap vs. bu tahlilin çatısı içinde geliştirildi. FOS’lu yoldaşların dediği gibi görev, uyum progamlarını bozguna uğratıp krizden, işçilerden ve halktan yana bir çıkış yaratacak olan tüm sektörlerin birliği ve koordinasyonundan yana yeni bir eylem planı ve genel grevi sürüklemektir. Arjantin, Ekvador’dan sonra ve Bolivya’nı ertesinde Latin Amerika’daki devrimci yükselişin zirvesi haline geldi. Bu yükselişin merkezinde kentli ve ağır çalışan işçi sınıfı bulunmaktadır. Emperyalizm ve Arjantin Arjantin hala bir sömürge değildir. Fakat, son on beş yılda ülkede önemli değişimler gerçekleşmiştir. Ortada ekonominin şiddetli bir özelleştirmesi mevcuttur. Banka mevduatlarının yabancı bankaların elindeki kısmı yüzde 30’dan yüzde 70’den fazla bir miktara çıkmıştır ve endüstriyel korumanın çok uluslu şirketlerin elindeki kısmı ise yüzde 30’dan yüzde 70’e yükselmiştir. Bazı geleneksel kollar örneğin toprak, tarımsal üretim, mandıra ve besin nitelik bir değişim geçirdi. Bu, bugün 150 milyar dolar civarında olan dış borcun geometrik artışı ile birleşmiştir. Ulaşım, enerji ve telekomünikasyon özelleştirilmiştir. Bu, yer altı, madencilik ve petrol endüstrisini özelleştiren 1988 Houston planı ile başladı. Şimdi, havayollarını ABD’ye açma politikasıyla hava yolu şirketini ve ülkenin tüm eczacılık endüstrisine özgün patent haklarını hedefliyorlar. Politik-askeri kürede de Arjantin’in Küba konusundaki Birleşmiş Milletler’deki, NATO ve askeri görevlere ilişkin ve uyuşturucuya karşı savaşı ordunun merkezi uyuşmazlığı olarak kullanmaktaki tarihsel tavrında değişiklikler oldu. Cavallo, hükümet ve Adalet Partisi’nin sıfır bütçe açığı doktrini artan bağımlılığın son örneğidir. Pozisyon şudur: önce borç sonra ülke. Ülke, Latin Amerika için ALCA projesini hızlandırmanın aracı olarak kullanılmaktadır. Bu durum, emek ekonomisine nitelik biçimde geri tepmiştir. Arjantin’de on yıllar boyunca açlık önemsizdi ama bugün ise kitlesel bir sorundur. İşsizlik, 4 milyondan fazladır ve işsizlik oranı yüzde 16.7’dir, eksik istihdam oranı ise yüzde 19.4’tür. Son beş yılda ortalama endüstriyel maaş, 650 pesodan 500 pesoya düşmüştür. Toplumsal emeğin sosyal planları ayda 120 peso olarak ortaya çıkmıştır. Arjantin’deki iş günü dünyadaki en uzun iş günlerindendir. Son olarak, Arjantin işçi hareketinin on yıllardır sahip olduğu, emeklilik maaşı, sağlık ve eğitim gibi sosyal ağın kaybı söz konusudur. Sınıf mücadelesi Menem’in hükümeti esnasında Cavallo’yu iktidardan düşüren ve 1996’da bu yana süren büyük grevler Arjantin’de bir yükseliş süreci başladı. İttifak- De La Rua hükümeti iki yıldan daha az bir zamandır iktidardadır ve işçi ve halk hareketinin yükselişince sürekli bir şekilde yara almıştır. Bizce bu sürede mücadelelerin üç dalga halinde gerçekleşmiştir. İlk dalga De La Rua’nın başkanlığının başlangıcıyla başlamıştır. Federal başkentteki öğretmenlerin genel grevi, Corrientes’deki yarı ayaklama, çalışma reformuna ve IMF’ye karşı 25 ile 30 bin kişilik seferberlikler, 9 Haziran 2000’de büyük bir ulusal işsizlik seferberliğiyle sonuçlandı. Bu mücadeleler dalgası sendika bürokrasisince zayıflatıldı ve buradan başlamak üzere Arjantin’de bir tür sınıf mücadelesi kanunu mevcuttu: ne zaman sendika önderlikleri süreci ve mücadelelerin birleşmesini frenlese o zaman tabandan, işsiz sektörlerin hareketini birleştiren ve durumu tekrar kaynama noktasına kadar ısıtan bir dalga yükselmekteydi. İkinci dalga, Eylül ve Ekim aylarında boyunca gerçekleşen kitlesel yol işgalleri, eğitimin küresel değişikliğine ve eğitim ile öğretmenler hakkındaki yasanın tasfiyesine karşı çıkan eğitim grevleriyle başladı. Bu süreç, en yüksek noktasına La Matanza’daki kahramanca yol işgallerinde ve (1980lerdeki) diktatörlüğünden düşmesinden bu yana en önemli genel grev olan Salta’da 23-24 Kasım tarihlerinde başlayan 36 saatlik genel grevle ulaştı. Bu, üç sendika konferasyonunca çağrıda bulunulmuş en kitlesel, en derin ve en yaygın grevdi ama aynı zamanda da en aktifiydi, bürokrasinin önemli sektölerde kontrolü kaybetmesini sağlayacak kadar. Tüm ülkede onlarca ve onlarca yol işgalleri gerçekleştirildi. Bazı metal işçileri sendikası tarafından bazıları ise kendiliğinden örgütlendi. İşsizlerle bölgesel CTA’nın ortak örgütler kurduğu, fabrikaların ve çeşitli sektörlerin mücadeleye girdiği ve farklı yerlerde yeni önderliklerin ortaya çıktığı başka bir çok eylem gerçekleşti. Biz bu son eylemlerin üçüne, La Matazana’dakine, Florencio Varela’dakine ve Avellaneda’dakine katıldık; bunların her birinde birkaç bin kişi yolları ve köprüleri kesti. Üçüncü dalga Lopez Murphy’nin düşmesiyle sonuçlanandır. İlk iki dalga, 6 eski uyum planını işlevsiz kıldı, burjuvaziyi böldü ve de rejim ile onun kurumlarının tahrip görmüş kısımlarına ilerledi. İlk dalga Senato’nun krizine ve ulusun başkan yardımcısının istifasına yol açtı. İkincisi, ülkeyi çurumun kenarına götürdü ve dış borcun ödenmesinin durdurulmasıyla ilişkiliydi; sonucu Ekonomi Bakanı Macinea’nın görevden düşmesi oldu. Emperyalizmi cevabı, 40 milyar dolarlık bir krediyi çok sıkı koşullar temeline bağlamasıydı. İktisadi daralma, son iki yılı sıfır büyümüyle olmak üzere neredeyse üç yıl sürdü; burjuvazi arası bölünmeler ve eyaletlerin zorla uygulanan koşullara karşı bir cephe oluşturmasının imkansıkz olması acil bir etki yarattı; mali antlaşma çözüldü ve Buenos Aires dahil olmak üzere eyaletlerin borçları ödemesini durdurdu. Aslında, eyaletler, mal satıcılara ödemeyi durdurdu ve de işçilerin maaşlarını ertelemeye başladı. Buna cevap olarak emperyalizm işçilere, eğitime ve sağlığa yönelik vahşi tarzda bir uyum planı uygulamaya koydu. Lopez Murphy’nin planı buydu, bu Arjantin endüstriyel sendikasının ve radikaller ile üniversite binalarını işgal eden öğrencilerin federasyonu Üniversite Federasyonu’nu yönlendirdiği üniversiteler de dahil olmak üzere yaygın bir muhalefet yarattı. Eğitim mensupları, devlet işçileri arasında bir patlama yaşanıyordu. İşsizler tarafından yol işgalleri ve seferberlikler gerçekleştirildi ve bir genel grev çağrısı yapıldı. Hafta boyunca Buenos Aires yarı felce uğradı: her gün en az iki seferberlik şehir merkezine yürüdü, taksi şöförleri veya ambülanslar, veya yol işgalcileri veya da işsizler. Devrimci kriz Sonunda bu da bizi devrimci krize götürmektedir. 16 Mart İttifak’ı yıkmıştır ve üç bakan, radikallerin yarısı ve Frepaso istifa etti ve hükümetten ayrıldı; hükümet felç oldu ve Ekonomi bakanından yoksun kaldı. Bu durum sokaklardaki kitlelerle gelişmektedir. Bütün bu durumu bir gün resmetmektedir. 20 mart Salı günü Lopez Murphy görevden düştü; Cavallo göreve başladı ve bir sonraki gün için genel grev ilan edildi. O gün 12 ila 20 bin işsiz yağmur altında sokaklara indi; Buenos Aires’in merkezine ilerlemeye başladılar ve Plazo de Mayo’yu işgal ettiler. İşte o gün, tüm önderliklerin cevaplarından görülen bir gerçek olduğu üzere devrimci bir kriz yaşandı. Geleneksel sendikal örgütler, Moyano’nun CGT’si, CTA ve Üniversite Federasyonu süreci acilen dağıtmak için muhtemel tüm yolları denedi. Maoizmin yönlendirdiği Sınıfçı ve Mücadeleci Akım, binlerce ve binlerce işsizin önderiydi; kitlelerin hareketine kendilerinin biçtiği görevi yerine getirme olasılığı elindeydi. Politikalarının merkezi, hükümeti yıkan ve bir “halkın birliği” hükümetini kabul ettiren büyük bir seferberlik olan “argentinazo”dur. O gün 15 bin işsiz bu görevi gerçekleştirebilirdi eğer liderleri Perro Santillan ‘burada kalıyoruz, meydana çadırlarımızı kuruyoruz ve süresiz bir genel grev talep ediyoruz” deseydi ve Moyano, CGT lideri, bunu talep etmek için zaten kafesteydi. Sınıfçı Akım, o gün veya onu takip eden günlerde hükümeti devirmiş olma olasılığına ihanet etti. Devrimci solun pozisyonu neydi? MST ve Komünist Parti’den oluşan Birleşik Sol’dan İşçi Partisi’ne devrimci sol rejimi burjuva demokrasisine terk etti. Birleşik Sol ve MST, devrimci bir alternatif olmamasından dolayı hükümetin devrilmesi çağrısında bulunmayı reddetti. Evet İşçi Partisi, hükümetin sona ermesi için ajitasyonda bulundu ama burjuva demokrasisi ve Ulusal Anayasa’daki çatlaklardan yararlanarak bir Kurucu Meclis talep ettiler. İşçi Partili yoldaşlarla bunu tartıştık: Biz sokaktaki kitlelerle beraber sadece seçim alanında bir çıkış yolu yaratmak için hükümetin devrilmesi çağrısında bulunamayız. Devrimci sol, burjuva demokratik rejimin iskeleti konusunda geleneksel önderliklerle üzücü bir şekilde birleşmişlerdir. Büyük iddia şudur kitleler biçimsel demokrasiyi hayal etmeye devam etmektedirler ve biz ise bunun böyle olmadığını, bu bilinçle büyüyen bir kopuşun ve politikacılara kurumlara karşı yaygınlaşan bir nefretin olduğunu söyledik. Tek çıkış yolunun bir işçi örgütleri hükümeti olduğunu ifade etti; onlar ise Perro, Moyano ve DeGennaro’yla başlayaraktan, mücadeleye ve seferberliklere öncülük etmesi için işçilerden yana bir ekonomik planı olan ve hareketin örgütleri karşısında sorumlu olan bir hükümet olduğunu varsaydılar. Cavallo: yeni bir amaç Bu durum Cavallo’nun yükselişini sağladı. Cavallo, Bonapartist bir amaç ve rejimde değişiklikler etrafında “süper güçler için” burjuvazinin göreli bir birliği sağladı.CGT ve CTA bürokrasileri, Cavallo’ya bir ateşkes sundu. Fakat büyük kısıtlamaları vardı. Bir tarafta, ekonominin cılızlığı ve diğer tarafta da iktidarın şiddetli bir güçsüzlüğü vardı.Cavallo’nun kapasitesi konusunda hiçbir şüphe yoktu.şüphe hükümetin onların planlarını uygulamaya koyması kapasitesiyle ilgiliydi ve bu da devrimci krizini doğrudan bir sonucuydu. Frepaso’dan ve eski başkan Alfonsin dahil olmak üzere yarı Radikallerden yoksun olan hükümet münzevir bir hükümetti. Hukuk Partisi’nin bölük pöçük olmuş olmasının ve bir projeden yoksun olmasının yanında Menem ve eski hükümetin pek çok ana figürü tutukluydu. Yolsuzluk çok yaygındı, neredeyse 10 yargıç rüşvetçilikle suçlandı. Silahlı güçler ve güvenlik güçleri, kendi krizlerinden dolayı yarı felç olmuş durumdaydılar; on yıllık komutan bütçenin şiddetli bir azalmasıyla beraber Menem’le aynı durumdaydı. Sıradan polisle beraber bir süreç başladı ve Fedeal Başkent Buenos Aires’de ve beş eyalet de daha polis sendikaları için farklı seviyelerdeki yedi projede ortaya çıktılar. Bu bölünme silahlı çatışmaya yol açtı. 1999’da Currientes’de jandarmalar ve polis arasında çatışma çıkmıştı. Basın, çatışmada eski jandarmaların ve eski polislerin grev sözcülerinin kendi silahlarıyla beraber polisin tarafında belirdiklerini belirtti. Havayolları Bu çerçeve içinde Arjantin’de iki temsil edici mücadele gelişti: Havayolları ve Salta işsizleri. Burada, Havayolları mücadelesinin sembolik bulduğum iki yönünü geliştirmek istiyorum. İlk olaraktan, bu ulusal bir davaya dönüştü ve anti-emperyalist bilinçlilikte bir sıçrama yaşandı. Havayolları işçilerinin kamplarında öğrenci delegasyonlarının, devlet işçilerinin ve diğer sektörlerin nasıl kendi dayanışmalarını gösterdikleri görülmekteydi. Ulusal bağımsızlık günü 9 Temmuz’da okullarda öğretmenler öğrencilerine ve ailelerine Havayolları’nın savunusu üzerine konuşmalar yaptılar. Bir anaokulunda çocuklar, uçak görevlileri ve pilotlar gibi giydirilmişti ve ellerinde üstü sloganlı bayraklar vardı: Arjantin Havayoları’nı sattırmayız! İspanyol krallığına saldıran Arjantin ilahisini bütün haliyle söylediler. Pek çok seferberlikler gerçekleşti; bu hareket önderliğinin üstesinden gelemedi ama devam etmektedir. Bu hareketin radikalleşmesi çok önemliydi. İki kez hava trafiğini kilitlediler. Bunun tek benzer önceli Fransa Havayolları mücadelesinde yaşanmıştı. Bu mücadele, inişler ve çıkışlarla devam etmektedir: ya yenilecektir ve Havayolları tahrip edilecektir ya da Havayolları’nın işçi denetiminde yeniden kamulaştırılmasına varılacaktır. Diğer bir mücadele Gral. Mosconi işsizlerinin Salta’daki mücadelesidir. Orada bir ikili iktidar durumu vardı ve devam etmektedir. Bu izole olmuş bir gerçek değildir, Ekvador sürecinin Arjantin’e giriş kapısıdır. İşsiz işçiler sendikasının şehirde pozisyonları vardır ve şehirde neler yapılacağına karar vermektedir. Petrol şirketini işsizler ile aynı fabrikanın işçilerinin grev sözcülerinin ulaşım yolunu kesmesiyle bin beş yüz kişilik istihdam yaratmaya zorlayabilmişlerdir. Kasım’da bir baskı vardı ve bir yoldaş hayatını kaybetti. Cevap, silahların saklandığı polis karakolunun ve mahkemenin ele geçirilmesiydi. 700 silah ele geçirdikleri kaydedildi. Salta’daki bir gerilla savaşı değildir, bu bir iç savaşın emriyosudur. Hareketin yükselişi ile krizin bileşimi, Cavallo’yu son uyum planlarını uygulamaya zorladı. Kitle hareketinin cevabı, yeni bir işsizliği bekleyecek değildi; binlerce devlet işçisinin seferberliği Plaza de May’e ulaştı, talepleri ve liderlerinin konuşmaları şuydu: Havayollarını satmayın. Yıl sonuna kadar hükümeti devirecek bir mücadeleyi planlamak zorunludur. İşsizlerin bir ulusal toplantısı, kısa süre önce gelecek haftalr için mücadele ölçülerini tanımlamıştır. Sentez şudur: bizim fikrimize göre kısa dönemde bu ülkede yeni bir devrimci bir krize doğru gitmekteyiz. |