| Eylül 2001 | ![]() |
|
|
Amerika'da binlerce kurban Sorumlu emperyalizmdir! ŞİMDİ BUSH'UN HALKLARA KARŞI SAVAŞINI DURDURMALIYIZ
11 Eylülde Amerika’nın sembollerine karşı düzenlenen bir dizi saldırı dünyayı şok etti. Kaçırılan üç uçak Dünya Ticaret Merkezi binalarına çarptırıldı. Her iki kule de çöktü. Pentagon kısmen hasar gördü. Gezegen üzerindeki en güçlü ülkede panik yayıldı. Hava trafiği tüm ülkede durduruldu. Beyaz Saray ve diğer kamu binaları boşaltıldı. Başkan Bush gün boyunca olayların uzağında saklandı. Ölü ve yaralı sayısı binlerle ölçülmeye başlandı. Dünya hakları bu olgulara farklı tepkiler sergileyerek eşlik ettiMetropol ülkelerde, büyük çoğunluk hayrete düştü ve hükümetlerini ve medyalarını takip ederek ABD’ye desteklerini ifade etti. Bilinen adıyla "Üçüncü Dünya" ülkelerinde ise tepki daha farklıydı. ABD’nin Ortadoğu’daki jandarması İsrail silahlı güçlerinin her gün düzenledikleri katliamlarla yüzleşmek durumunda kalan Filistin halkının önemli bir bölümü, saldırıları kutlamak için sokaklara döküldü. Diğer ülkelerde, çok haklı bir biçimde, Amerikan emperyalizmini başlarına musallat olan bütün büyük şeytanların başı olarak tanıyan binlerce insan emperyalist sembollerin çöküşünü sempatiyle izledi. Emperyalizmin hassasiyetini gördüler. Birçok analist için sürpriz olan bu tepki, son yıllarda sömürge ve yarı sömürge ülkelerde emekçi kitlelerin içinden yükselen anti-emperyalist bilinci su üstüne çıkardı. ABD’de durum oldukça farklı. Yaralanan emekçi kitleler yakınlarını ve akrabalarını bulmak ümidiyle, haberlerden çoğu emekçi olan binlerce insanın hastanelerde ve moloz yığını içerisinde aranışını izledi.(hala arayış devam ediyor) Suçlular İçeride Amerikan nüfusu FBI’ın suçluları bulmasını bekliyor. Bu nafile bir beklenti. Belki FBI bir ya da daha çok terörist grubun adını verebilir. Fakat birçok Amerikan işçisinin ölümünden sorumlu olan gerçek suçluyu asla açıklamayacak; yani suçlunun Amerikan emperyalizminin bizzat kendisi olduğunu. Gezegenin süper gücünün politik bağlamı dışında bu terörist kahramanlığın anlaşılması imkansız. Az sayıda ülke ile müttefik olan ABD emperyalizmi işsizliğin, çürümenin ve yıkımın esas kaynağıdır. Amerikan emperyalizmi kar oranını arttırmak gibi ümitsiz bir çabayla birçok ülkeyi sömürgelere dönüştürmeye çalışıyor. Bu, direnişi ve mücadeleleri beraberinde getiriyor ve bu karşı koyuşlara verilen yanıt genelde, daha fazla şiddet oluyor. Birçok bölgedeki ülke ve kamuoyu bazen doğrudan müdahale (Vietnam, Irak, Yugoslavya) veya emperyalizmin ajanları finanse edilerek(Afganistan, Nikaragua...) yok edildi. Çeşitli Amerikan hükümetlerinin faaliyetleri pek çok yıkıma ve iğrençliğe yol açtı –aynı zamanda nefrete- sonuçta bu tür olayları olası yapan budur. Fakat, Amerikan yönetiminin sektörlerinin ve/veya Amerikan burjuvazisinin sektörlerinin bu yeni saldırıdaki sorumluluk payı sadece dolaylı yönden olmayabilir. Teröristlerin, dünyanın egemen gücünün bütün güvenlik servislerini atlatmasındaki kolaylık kayda değer kuşkuların belirmesine yol açıyor. Diğer taraftan, bu ABD’nin duymayacağı bir şey değil. 1995 yılında Oklahoma kentindeki bir kamu binası havaya uçuruldu. Bu, ABD tarihindeki en büyük terörist saldırıydı; aralarında çocukların da bulunduğu 169 insan patlamada hayatını kaybetti. Başlangıçta FBI ve hükümet bu saldırıdan Bin Laden’i sorumlu tuttu. Daha sonra suçlu belirlendi. Körfez savaşında görev almış eski bir asker olan ve aşırı sağ bir örgütün üyesi Timothy Mc Veigh’in saldırıyı düzenlediği anlaşıldı. Aralarında üst rütbeli bir Hava Kuvvetleri görevlisinin de bulunduğu birçok insan saldırıya istihbarat örgütlerinin katıldığına dair güçlü kanıtların olduğunu ifade etti. Bununla birlikte, "güçlü FBI" konu üzerine herhangi bir araştırma yapmadı. Veigh idam edildi ve bu yolla diğerlerinin adlarını kendisiyle birlikte mezara götürdü. Bu olgu yakın zamandaki baskından bir hafta önce prestijli bir Amerikan tarihçisi olan Gore Vidal tarafından sergilenmişti. Amerikan burjuvazisinin son saldırılara katılıp katılmadığını bilmek imkansız. Varolan, katılımlarını doğrulayan bir dizi ekonomik ve politik çıkar. Bunun bir örneği Bush yönetiminin savunma alanına (ve askeri endüstriye bağlı güçlü burjuvaziye) büyük yatırımlar yapma projesi. Milyarlarca dolar anlamına gelen bu proje "soğuk savaş" bittikten sonra böyle bir yatırımın haklı çıkarılamayacağını ileri sürenleri yanılttı. Dünya Ticaret Merkezinde ölen binlerce işçinin Amerikan kapitalizminin çıkarlarının hatırına kurban edilip edilmediğini asla bilemeyeceğiz. Bildiğimiz şu ki kapitalizmin bundan çok daha az meblağlar için daha fazla insanı kurban etti. İmparatorluğun Karşı Saldırıları
Bu saldırılardan kimin sorumlu olduğu önemli değil, bütün açılardan derin yankıları olan tarihsel doğaya sahip olaylardan bahsettiğimizi anlamak zorundayız. Şimdi, saldırıdan birkaç gün sonra Amerikan emperyalizminin, egemen Avrupa güçleriyle anlaşma içerisinde karşı saldırı hazırlığında olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bunu "terörizme karşı savaş" olarak adlandırıyorlar. Amerikan savaş sekreteri yardımcısı Paul Wpofowitz bu savaşın anlamı üzerine oldukça açıktı: " bu sadece bunu yapanları yakalamak ve yaptıklarını ödetmek değil, aynı zamanda mabetlerini, desteklerini yok etmek ve terörizmin sponsorluğunu yapan bütün devletlere son vermek." Bununla birlikte, emperyalist hükümetlerin sadece teröristleri ve onları destekleyen ülkelere karşı saldırlar düzenlemek istediğine inanmak saçma olur. Terörizm emperyalist çıkarlara meydan okuyor. Bu bakış açısından bu hükümetler büyük sorunlarla karşı karşıya. Fakat bu aynı zamanda bir bahane. Bütün kıtalarda açık bir biçimde varolan terörizm, bütün düzeylerde(ekonomik, politik, ideolojik ve askeri) global karşı saldırılar düzenlemesi bahanesiyle kullanılacak. Bu savaşın gerçek yönelimi, "terörizme" ve nispi olarak çok az olan teröristlere karşı değil, emperyalizme karşı olan ülkelere ve bağımsızlık derecelerini bir düzeyde muhafaza etmek isteyen ülkelere karşı. Afganistan, Irak, Libya ve benzer girişimlerde bulunan diğerlerinin, emperyalist orduların bombalarıyla katledilme riski içerisinde olmalarının nedeni bu. Fakat saldırganlık bu ülkelerle sınırlı kalmayacak. Amerikan hükümeti bu konuda oldukça net. Bütün her şey Amerikan çıkarları için, bu çıkarlar "nerede tehdit altındaysa" orada yapılacak. Savunma bakanlığından önemli bir yetkilinin CNN’e Amerikan hükümetinin Latin Amerika’daki terörizmden kaygılandığını söylemesinin nedeni budur. Terörizm emperyalist çıkarlar için bir tehdit. Fakat çok daha büyük olan tehdit emekçi kitlelerin mücadelesi. İntifada, Ekvator’daki gibi ayaklanmalar, Latin Amerika’daki gibi yükselen başkaldırılar; Seattle ve Washington’daki gibi ABD içindeki gösteriler, İtalya’da Genova’da 200 000 insanın G-8 toplantısını protesto ettiğinde olduğu gibi ya da Fransa’daki gibi Avrupa’da gerçekleşen mücadeleler... Genova’daki olay Fransa Cumhurbaşkanı Jack Chirac’ın emperyalist liderlerin şok olduğunu söylemesine yol açmıştı. Kısaca, "terörizme" karşı emperyalist saldırıların gerçek adresi, azgelişmiş ve aynı zamanda emperyalist ülkelerdeki işçiler, emekçi kitleler, köylüler ve gençlik olacak. Ruh hali farklı olsa da emperyalizm her şeyi bombalamayı deneyecek. Emperyalizmin ideologları arkalarında sıraya dizilmemizi öğütleyen vahşi bir ideolojik saldırıya çoktan başladı. Ve bu kampanya işçi hareketi içine nüfuz etmeye başlıyor. Bunun bir örneği sol kanat örgütlerden esinlenen filozof Habernas’tır. Şimdi bizi "barbarlık ve batı uygarlığı" arasında seçim yapmaya çağırıyor. Bu "sol kanat" filozofa göre emperyalizm "uygarlık" için ayakta duruyor. Amerikan emperyalizmi ve Avrupalı müttefikleri IMF’nin ve diğer organizasyonların bütün araçlarıyla bağımlı ülkelerdeki ekonomik saldırganlığı şiddetlendirecek. Örneğin, Latin Amerika’da ABD, AFTA’yı hızlandırmayı deneyerek bütün kıtanın yeniden sömürgeleştirilmesinde bir sıçrama başarıp başaramayacağını görecek. Aynı zamanda, emperyalist ülkelerdeki işçiler ve gençler karşı saldırı için bir bedel ödemek durumda kalacak. Örneğin, ABD sadece terörist saldırılardan etkilenmedi aynı zamanda ekonomik resesyondan da etkileniyor. Resesyonun üstesinden gelmek için terörizmi kullanmayı deneyecek ve bu silahlanma yarışı Amerikalı vergi mükellefleri tarafından ödenecek. Hükümet savaş için ayrılacak fonların bir bölümünün eğitimden aktarılacağını açıkladı. Amerikalı emekçi kitlelerin ödeyecekleri vergilerin ötesinde, özellikle gençler çok sıkıntı yaşayacak. Amerikan hükümeti Afganistan ve Irak hükümetlerinden kurtulmak için sadece 5000 metre yükseklikten bombalar yağdırmanın yeterli olmayacağını biliyor. Asker göndermek üzerine çalışmalarının nedeni bu açıklıyor. Amerikan gençliği Vietnam savaşında olduğu gibi bir kez daha emperyalist çıkarların korunması için yem olarak kullanılacak. Fakat sadece bununla sınırlı değil; ABD’nin militarist politikaları muhtemelen tepkileri kışkırtacak. ABD’de yeni baskınlar yapılabilir. Ve bu gerçekleşirse bir kez daha kazazedeler büyük oranda işçiler olacak. Afganistan tehdit altında Bu küresel karşı saldırıyı başlatmak için Amerikan emperyalizmi aldığı yaraya oranlı bir yanıta ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde teröristleri koruyan(ABD’nin görüşüne göre) ülke ya da ülkelere karşı vahşi bir saldırıya muhtemelen tanık olacağız. Afganistan ilk hedef olarak görünüyor. Bush yönetimi 35 bin yedek asker topladı. Amerikalı senatörler askeri saldırganlık ve yeniden inşa amacıyla 40 milyar doları serbest bıraktı ve NATO desteğini açıkladı. Afganistan’a yapılacak saldırıyı haklı çıkarmak için emperyalistler ülkenin geriliğini, kadınlara yapılan baskıyı, Taliban’ın karanlık ve baskıcı doğasını, terörist Bin Laden’in kana susamışlığını vs... gösteren sistematik kampanyalar yapıyorlar. Biz, devrimci marksistler, geri kalmışlığı savunmuyoruz. Afganistan’da ya da dünyanın başka bir yerinde kadınların baskı altına alınmasını kabul etmiyoruz. Taliban ve multi milyoner Bin Laden’e hiçbir politik destek vermeyeceğiz. Taliban ve Bin Laden sosyalist işçilerin devrimci örgütlerinin en ufak bir desteğini dahi hak etmiyor. Bunu, kolayca söylemiyoruz çünkü onlarla veya onunla herhangi bir programatik paralelliğimiz yok. Ve ayrıca Taliban ve Bin Laden çok yakın zaman önce CIA tarafından finanse edildi ve eğitildi. Bu olgu, Taliban’ı baskıcı olmakla, Bin Laden’i kana susamış olmakla suçlayan Bush’un ve çetesinin sinizmini açığa çıkarıyor. ABD’nin ücretlisi olarak Afganistan’daki Rus hegomanyasını kırmak için hareket ettiklerinde daha mı farklıydılar? Emperyalizm, Taliban’ı kadınları baskı altında tuttuğu ya da tarihsel anıtları tahrip ettiği için, veya Bin Ladin’i zalim olduğu için yok etmek istemiyor. Eğer böyle olsaydı, bunları neden yıllarca finanse ettiğini anlamak imkansız olurdu. Emperyalizm Taliban’ı sahip olduğu tek olumlu öğe için yok etmek istiyor: çünkü ABD’nin emirlerine itaat etmeyi reddediyor. Bireysel Terör Birçok anti-emperyalist savaşçı, bu tür terörist eylemlere, emperyalizmi bozguna uğratacak alternatif eylemler olarak bakıyor. Sadece binlerce işçinin hayatına kastettiği için değil, aynı zamanda bu tarz eylemlerin emperyalizmi zayıflatmaktan çok güçlendirdiği için bunun çok ciddi bir hata olduğuna inanıyoruz. Tüm dünyada emekçi kitleler hareketlenerek ve eyleme geçerek emperyalizmi bozguna uğratmanın yolunu gösterdi. Bu eylem başka bir yolun olduğuna bazılarının inanmalarını sağladı. Bir grubun cesur bir eylemi yeterli olur ve düşman bozguna uğratılır. Bu oldukça yanlış. İlk olarak tarih emperyalizmin sadece bir devrim tarafından yenilebileceğini ve bu devrimin sadece emekçi kitleler tarafından yapılabileceğini kanıtladı. İkinci olarak, eğer emekçi kitleler emperyalizmin bireysel terörizm yoluyla yenilebileceğine ikna olurlarsa, kendi çabalarına ve eylemlerine olan inançlarını kaybederler. Fakat son saldırı örneğinde, eylemin sonucu daha önce gerçekleşen benzer saldırılarla kıyaslandığında; sonuç kitleler için çok daha kötü oldu. Vietnam’daki yenilgiden sonra emperyalizm, askeri bir müdahale gerçekleştirme ihtiyacı üzerine kamuoyunu ikna etmekte oldukça zorlandı. Ve askerleri işgale göndermek için haklı koşullar bulamadı. Bu "Vietnam sendromu" olarak adlandırılmakta. Bununla birlikte, binlerce işçinin ölmesine yol açan terörist saldırılar, bugün yeni bir durum yarattı. Nüfusun çoğunluğu intikam için ağladı ve Amerikan hükümeti etrafında birleşti. Yakın zaman önce yapılan bir anketin sonuçlarına göre nüfusun %90’ı savaş istiyor ve %69’u Amerikan askerlerinin yaşamı pahasına savaşmaktan yana. Eğer bugün emperyalizm dünya ulusuna karşı bir saldırı başlatma olanağına sahip olduysa, bu, emekçi kitleleri bu politikaya kazanmayı başarmasından kaynaklanıyor. Bu olgu, terörist eylemin hastalıklı kaderinin sonucudur. Amerikan İşçileri ve Gençlik Kavşakta Terörist eylemin sonucunda ABD’deki işçiler, öğrenciler ve işsizler bir başka deyişle bu ülkede sömürülen ve sıkıntı içinde yaşayan kesimler, saldırıya uğradıklarını ve tehdit edildiklerini düşünüyorlar. Bunu önlemek imkansız. Her şey söylendiği ve yapıldığında emperyalizmin bir sembolünün yıkılması neyi ifade eder. Bazı Amerikan işçileri için bu, ailelerinin, iş arkadaşlarının ve arkadaşlarının ölümü demek. Amerikan hükümeti, medyanın desteğiyle bu duyguyu intikam ve tehdit edilen "anavatanın" korunması için körüklüyor. Amerikan hükümetinin sürdürdüğü bu milliyetçi kampanya emperyalist saldırganlığı gösteriyor. Bu örnekte saldırı, ABD’yi geçmişte Vietnam’dan çekilmeye zorlayan ve günümüzde Seattle’da gördüğümüz gibi imparatorlukla bir kez daha karşı karşıya gelen Amerikalı emekçi kitlelere yöneliktir. Amerikalı işçi sınıfı ve gençlik önemli bir kavşakta. Eğer terörizmin tehdidi altında olan hayatlarını kurtarmak için hükümetleri etrafında birleşirlerse, bu teröristlerin etrafında birleşmekten daha farklı bir şey olmayacak. Bu olursa dünyanın her yanında binlerce hayat ABD’nin bizzat kendisi tarafından tehdit altında tutulacak. Hiroşima ve Nagazaki’yi unutmamamız gerek. Amerika’nın Nepalm saldırıları altındaki Vietnam’ı unutmamalıyız. Diğer taraftan, işçilerin ve özellikle gençlerin yaşamı güvenli olmayacak çünkü herhangi bir işgalde yem olarak kullanılacaklar ve ABD hükümetinin faaliyetlerinin kışkırtacağı yeni baskınların ilk kurbanları olacaklar. Emperyalizmin savaşa çığırtkanlığı yapan kampanyasıyla karşı karşıya olan Amerikalı emekçi kitlelerin önünde, Seattle ve Washington gösterilerinde kısmen başlatılan Vietnam savaşına karşı yapılan gösterilerin geleneğini tekrar başlatmaktan başka bir seçenek yok. Saldırının yarattığı karışıklıktan kaynaklı olarak bunun zor bir görev olduğunu biliyoruz. Fakat başka seçenek yok ve bu amaç etrafında sömürge ve yarı sömürge ülkelerin işçilerinin IMF’yi ve AFTA’yı yenmek için birleşmesi ve imparatorların, sömürünün, baskının olmadığı bir başka dünya için; sosyalist bir dünya için adımlar atması önemli. Son Sözü Emekçiler Söyleyecek: Emperyalist Saldırı Püskürtülmeli Emperyalizm anti-terörist olarak ifade ettiği vahşi bir saldırının hazırlığında. Fakat bu saldırı gerçekte emekçilere ve halklara yöneliktir. Bu saldırının farkında olmamak çok ciddi bir hata. Saldırının hedeflerine ulaştığını düşünmek de benzer bir hataya düşmek olur. Son söz emekçilerin olacaktır. Emperyalizm bu saldırıyı gerçekleştirmek için yeterince güçlü olduğunu hissediyor çünkü terörist saldırılar daha önce hiç sahip olmadıkları kadar büyük bir bahaneyi kamuoylarının ve dünyanın önüne koyma fırsatı doğurdu. Bu olguyu dikkate almalıyız. Bununla birlikte, bu saldırılar bütünüyle emperyalizmin lehine oluşan bir çerçevede gerçekleşmiyor. Bu saldırılar arka planda terörist saldırıların ardından şiddetlenen ekonomik kriz ortamında gerçekleşiyor. Bu saldırılar Filistin İntifadasıyla, Latin Amerika’da ve dünyanın diğer bölgelerinde yükselen mücadelelerle karşılaşmak durumunda kalacak. Çok daha önemli bir biçimde bu saldırılar medyanın bütün çabalarının ve baskınların bütünüyle dönüştürmeyi başaramadığı büyüyen anti emperyalist hareketle karşılaşmak zorunda ve bu saldırılar, emperyalizmin neden olduğu ve bunu artık saklayamadığı açlığın, işsizliğin, yoksulluğun ve çürümenin hüküm sürdüğü bir dünyada gerçekleşecek. Emperyalist saldırganlık emekçi kitleler tarafından püskürtülebilir ve püskürtülmelidir. Fakat bunun olabilmesi için bütün bilinçli kesimlerin, devrimci, anti emperyalist, demokratik işçi ve gençlik örgütlerinin doğru siperde yerlerini bulması gerekmekte. Emperyalizmin, Bush’un önderliğinde teröre karşı bir cephe oluşturulması önerisi, tüm dünyanın işçilerinin, gençliğinin emperyalizmle karşılaşmak için eylemde birleşecekleri en geniş cepheyle reddedilmelidir. Ve ilk adım Afganistan’ın askeri işgali planını boşa çıkarmak olmalıdır. Eğer bu işgal Afganistan’da veya bir başka ülkede somutlaşırsa emekçi kitleler önemli bir görevle yüzleşecek: Bu ülkenin ABD hükümeti için yeni bir Vietnam’a dönüştürülmesi. |