| Kasım 2002 | ![]() |
|
|
Irak’a
Karşı Saldırıyı Hemen Durduralım! ABD
başkanı George Bush ve yanki emperyalizmi hızlı bir şekilde Irak’a karşı
askeri saldırı hazırlığı içerisinde. Bu kez amaç sadece Irak başkanı
Saddam Hüseyin’I “cezalandırmak” değil, fakat aynı zamanda onun hükümetini
ve politik rejimini de devirmek. Bush
ve yanki emperyalizminin, geçen yıl 11 Eylül’de gerçekleşen İkiz
Kuleler ve Pentagon saldırılarını mazaret olarak gösterdiği “halklara
karşı sonsuz savaşının” Afganistan’ın işgalinden sonra, bu saldırı
ikinci etabı olacak. Bu saldırının kurbanları, (ve Amerikalıların yaşamlarını
savunmak) yanki hükümetinin bu savaşı yürütebilmek için kullandığı
temel bayraklardan biriydi; fakat bu saldırının üzerinden bir yıl geçmesine
rağmen, olay henüz aydınlanmadı. Amerikan hükümetinin rızası, suç
ortaklığı olmaksızın Amerikan gizli servislerinin bilgisi dışında bir
eylem hazırlığının başarıya ulaşamayacağı hiç kimse için bir sır
değildir. Bush ve yanki emperyalizmi, dünyanın dört bir yanındaki savaş
politiklarına meşrutiyet kazandırmaya hizmet ettiği sürece, binlerce
Amerikalı emekçiyi ölüme terkedecek kadar yüzsüzdü. Bush
hükümeti, şimdi en önemli “şer eksenine” dönüşne Irak’a saldırmak
için bir dizi “neden” sunuyor: Saddam Hüseyin’in diktatoryal bir rejim
yönettiği, Kürt halkını ezdiği, baskı altında tuttuğu, geçmişte
Kuveyt’I işgal ettiği gibi… Biraz derinlemesine incelediğimizde mazaret
olarak tasarlanan bu “nedenlerin” karakteri çok açık. Birincisi,
yankiler kendi çıkarlarını savunmak için bir çok diktatörlüğü
onaylamıştır ve hemen hemen dünyanın her yerinde “listelemeyelim çünkü
hatırlamak çok uzun tutar) kanlı askeri darbeleri hazırlamıştır. İkincisi,
Kürtler sadece Irak’ta ezilmemektedir, bunula birlikte NATO’da yankilerin
eski bir müttefiği olan Türkiye’de Kürtleri ezmiştir. Sonuç olarak
ABD’nin en yakın oyun arkadaşları kendilerine ait olmayan toprakları işgal
ettiler ve bugünde işgal altında tutmaya devam ediyorlar. İsrail
devletinin varlığı Filistin topraklarında gerçekleşen büyük bir gasptır;
İngiltere Kuzey İrlanda ve Gibrater’I işgal altında tutmaktadır; İspanya
da Ceuta ve Melilla’yı. Ve her şeyden önce, ABD’nin bütün modern
tarihi, başka ülkelerde gerçekleşen kanlı işgallerle belirlenmiştir:
Saint-Dominik, Vietnam, Grenade. UİB-DE,
Saddam Hüseyin’I kendi halkını ve Kürt halkını ezen bir diktatör
olarak ilan eder; fakat Saddam Hüseyin’e karşı savaşma, onu devirme ve
kendi kaderini tayin etme hakkına bu halklar sahiptir. Bu Amerikan saldırısının
Iraklılarınm ve Kürtlerin haklarının savunulması olarak görülebilecek
hiçbir yanı yoktur. Aksine, bu saldırı, bu halklar için, aynı zamanda
Orta Doğu ve bütün dünya halkları için daha fazla ölüm ve acı
getirecektir. İşte
bu yüzden, bu argüman çok kullanıldığı ve yıpratıldığı için yanki
emperyalizmi yeni bir “koruyucu” mazeret yaratmıştır: Irak “kitle
imha silahları” üretmektedir, yani atom bombaları ve kimyasal silahlar.
UNSCOM’un (BM’nin bir örgütü) Irak’ta ikamet eden müfettişlerinden
biri olan Scot Ritter, bu ülkenin bu silahlara sahip olacak durumda olmadığını
belirtmiştir; ki sahip olsa da ABD’de tam bir utanmazlık söz konusudur:
Savunmasız insanlar üzerinde aton bombaları (1945’te Hiroşima ve
Nagazaki’de) ve Vietnam’da kimyasal silahlar kullanan tek ülke ABD’dir,
bu ülke, bu silahları üretebilen (veya üretme aşamasında olan) bir ülkeyi
engellemek için, onu kontrol etme ve işgal etme hakkını kendinde görüyor.
Gerçek Nedenler İşte
bu yüzden, bu saldırının gerçek nedenlerini başka yerlerde aramak
gerekiyor. Her şeyden önce, emekçilerin ve tüm dünya halklarının mücadelesini
başarısızlığa uğratmak için Bush’un “sürekli savaşı” canlı
tutumaya ihtiyacı var. Afganistan’daki ilk zaferden sonra, Sharon ve İsrail’in
Filistin halkının direnişini başarızılığa uğratamaması (ve böylece)
derin bir kriz durumuna sürüklenmesiyle bu savaş Orta Doğu’da bataklığa
saplandı. Venezuella’da Chavez hükümetine karşı gerçekleştirilen
askeri darbeyi halk yenilgiye uğrattığında da bu savaş, yenilgiye uğradı.
Ve, Arjantin’de yaşanan ve Latin Amerika’nın geri kalanına yayılmaya
başlayan devrimci süreç gibi yeni yangınlar ortaya çıkıyor. İkinci
olarak, bu petrol kokulu” bir askeri saldırı olacak. Irak, dünyanın en
önemli petrol rezervlerinden birine sahip ve üretimini büyük Amerikan şirketlerinin
kontrolü dışında dağıtıyor. Hatta, bugüne kadar tükettikleri hemen
hemen tüm petrolü yanki şirketlerinden satın aln Avrupalı güçler için
bile önemli bir tedarikçi haline gelmeye başladı. BU yanki şirketleri,
(ki Bush hükümetine yakın ilişkileri vardır) bu rekabeti ortadan kaldırmak
ve dünya pazarının mutlak kontrolünü sağlamak istiyorlar. Üçüncü
olarak, Amerika kendi içinde değişimlerle karşı karşıya. Enrom ve
Worldcom (Bush’un kampanyasını şiddetle desteklemişlerdi) skandallarının
ardından, ekonomik durgunluğun başlamasıyla ve işsizliğin artmasıyla
Amerikan toplumu hergün daha fazla öfke ve hoşnutsuzluk gösteriyor. Hükümetin
popülaritesi sarsılıyor ve ufukta işçi mücadeleleri dalgası görünüyor.
Ayrıca, hükümetin uluslararası politikası da daha fazla sorgulanıyor:
Nisan ayında 100.000’den fazla insan, İsrail’i Sharon ve onun Filistin
halkına saldırısına karşı Washington’da toplandılar. Bu yüzden Bush,
iç durumun eksenini değiştirmeyi denemek, desteğini geri almak ve muhtemel
mücadele dalgasını engellemek için bu savaşa ihtiyaç duyuyor. Suç Ortakları Bush,
baba Bush’u destekleyen (1991’deki Irak saldırısı sırasında) ve daha
sonra geçen sene yine Afganistan’ı işgal etmek için oluşturulan
uluslararası koalisyonu şu ana kadar oluşturmayı başaramadı. Koşulsuz
müttefiklerinin (İsrail, İngiltere başbakanı Tony Blair, İspanyol devlet
başkanı Jose Maria Aznar) ve Eduarda Duhalde gibi bazı kukla hükümetlerin
desteğini aldı; fakat BM’nin saldırıyı onaylayan bir karar vermesini sağlayamadı.
Diğer Avrupalı güçler birçok çekince ortaya sürüyorlar (ki bu çekinceler
de petrol kokuludur) ve işgalin bölgede bir tepki dalgası yaratmaktan başka
işe yaramayacağından ve ilacın hastalıktan daha iyi olmayacağından endişelenen
gerici Suudi Arabistan monarşisi gibi Orta Doğu’da ki bazı geleneksel müttefikler
de çekince gösteriyorlar. Bu
arada, bu destek eksikliği bizi yanıltmasın. Bush’un BM’deki küstah
konuşmasının ardından diğer hükümetler, Bush’un “eğer BM onaylarsa
ve Saddam kararına uymazsa” demeye başladırlar. Öte
yandan, ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney, içeriği ne şekilde olursa
olsun, ülkesinin müdahaleyi amaçladığını açıkladı. Bu durumda BM,
Avrupalı hükümetler ve gerici Arap hükümetleri geçmişte olduğu gibi
kesinlikle suç ortağı olacaklardır. Derhal Uluslararası Büyük Bir Seferberlik Örgütleyelim Yanki
emperyalizminin küçük bir ülkeye karşı gerçekleştireceği bu yeni saldırıyı
engellemek için derhal tüm dünayay yansıyan büyük bir seferberlik sürecini
örgütlemek gerekir. UİB-DE, kendini solcu, demokrat, insan hakları
savunucusu veya anti-emperyalist olarak ifade eden bütün parti ve örgütleri
bu kampanyayı acilen hazırlamaya çağırır. Savaş karşıtı hareket ABD’nin kendi içinde başladı bile. ANSWER koalisyonu, (“savaşı durudurmak ve ırkçılığı sona erdirmek için hemen davranın”ın İngilizce kısaltması) –savaş karşıtı ve insan hakları savunucusu birçok örgütten oluşuyor.- Irak halkına karşı yeni bir savaşa karşı 26 Ekim Pazartesi günü uluslararası bir kitle seferberliği çağrısı yaptı. Bu tarih bir yana, bu inisiyatif kesinlikle çok büyük bir öneme sahip; çünkü ilk kez bir askeri yanki saldırısı henüz gerçekleşmeden önce kendi ülkesinde muhalefetle karşılaşıyor. Vietnam savaşı uzun yıllar sonra protesto edildi ve Afganistan’ın işgaline karşı neredeyse hiçbir protesto gerçekleşmedi. O
zamandan bu yana çok değişti. Bugün Bush’un askeri saldırısının
yanilgisini nesnel olarak belirlemek mümkün çünkü emekçilerin ve dünya
halklarının mücadelesi ABD emekçilerinin ve halkının mücadelesi ve
reddiyesiyle birleşmeye başladı. Açıkçası bu kombinasyon 1975 yılında
yanki emperyalizminin Vietnam’daki askeri yenilgisini sağlamıştı. Bugün
yapılacak en somut şey, Irak’ın işgalini engellemek için hep birlikte
seferber olmak ve bu gerçekleştiği anda Irak halkıyla dayanışma içinde
olmak ve onu etkili biçimde desteklemektir. |