| Ağustos 2001 | ![]() |
|
|
ALCA’nın ve onun uygulanması durdurmak için UİB-DE’nin 7. Kongresi’nce kabul edilen uluslararası kampanyanın anlamını tartışmak için UİB-DE’nin Brezilya’daki sempatizan seksiyonu PSTU’nun önderliğinin üyesi Luiz Carlos Prates (Mancha) ile görüştük. Mancha, São José Dos Campos ve bölge Metalurjistler (Metalbilimciler) Sendikası’nın (mühendisler ve işçilerin sendikası) başkanıdır ve Nisan ayında Arjantin’de ve Québec’te (Kanada) gerçekleşen ALCA karşıtı sefeberliklerde bulunmuştur. Sendikası Sao Paolo yakınındaki ABC olarak bilinen bölgede örgütlenmektedir ve General Motor gibi fabrikaları da kapsamaktadır. Uluslararası Postacı (UP)– ALCA’nın uygulamaya konduğu senaryo Latin Amerika işçileri ve halkı için ne anlama geliyor? Mancha– Biz, ALCA’yı Latin Amerika’nın sömürgeleştirilmesinin yasallaştırılması antlaşması olarak nitelendiriyoruz. Bu antlaşmanın tesis edilmesi, bizim ülkelerimizin yanki emperyalizmine olan bağımlılığının derinleşmesi anlamına gelecektir. Bu antlaşma özel olarak müdahil olan ülkelerde yapılan yatırımların garanti edilmiş bir toptan kar geri dönüşüne sahiip olacağını kabul etmektedir. Bu da daha büyük seviyede bir bağımlılık anlamına gelmektedir çünkü antlaşmayla beraber bir hükümet, bir grevin sermayesinin geri dönüşünü tehlikeye sokması durumunda Yanki’nin kaybını karşılamaya zorlanabilir. Brezilya’daki enerji krizi ( “elektrik kesintisi” ) gibi sorunlar olduğunda finansman yerel hükümet tarafından telafi edilecektir ki böylece yabancı yatırımcı zarar görmesin. Bu kabul edilemez birşeydir ama antlaşmanın hükümleri içinde öngörülmüştür. Bunun işçilere ne gibi bir yararı olabilir ki? Hiçbir şey. Tam tersine, sonuç sefaletin artışı, kamu hizmetlerinin tahribatı ve Kuzey Amerika sermayesine toptan bir teslimiyet olacaktır. UP–İşsizliğin ve işgücü sömürüsünün halihazırda çok vahşi olduğu Latin Amerika’daki çalışma koşulları için ne gibi etkileri olacaktır? Mancha– Çok uluslu şirketler kendi kar hadlerini arttırmaya ve işçi maaşlarına karşı gerçek bir mali savaş yükseltmeye çalışacaklardır çünkü düşük ücretleri ve azaltılmış emek güvencesini ararken fabrikaların yerini değiştirebileceklerdir. Böylece işçi sınıfının pek çok kayıplar vererek kazandığı sağlık, doğum ve diğer yardımlar gibi işçi hakları çok daha az ve işsizlik çok daha fazla olacaktır. O zaman neye sahip olacağız? Bir taraftan, maaşların değerinin yaygın bir düşürülmesi ve yaşam koşullarının kötüleştirilmesine ve diğer taraftan da değerin vahşi bir şekilde söküp alınmasına sahip olacağız. UP–Meksika ve NAFTA örneklerinde ne olmuştur? Mancha– Evet, orada neler olduğunu da tartışmalıyız. NAFTA’nın (Meksika, Kanada ve ABD arasındaki ticari antlaşma) işleme konmasından sonra onların büyük sözlerinden biri daha iyi işlerin yaratılmasıydı fakat Meksika üretkenliğin ve emek sömürüsünün en fazla arttığı ülkelerden biri haline geldi. İşçi Üniversitesi’ni bir çalışmasına göre son altı yılda üreticilerin yüzde 83’ü üretkenliğini arttırdı ama aynı iş kollarında ücretler yüzde 78 oranında düştü. Bu da bir Meksikalı işçinin maaşının bir Almanınkinden 16 ve bir Fransızınkinden de 10 kere az olması anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, ABD’deki bir işçi bir otomobili saatte 20 dolara üretmektedir; Meksika’da aynı şey saatte 0.80 dolardan 2 dolara kadar yapılmaktadır ve işler tamamıyla emniyetsizdir çünkü montaj fabrikalarında işçi haklarına aldırış edilmemektedir. Bu örnekle beraber ALCA’yla bize neler olacağı hakkında bir fikre sahip olabiliriz. UP– ALCA’nın savunucuları bunun bir “blok” teşkil etmek için yapıldığını bir diğer deyişle bu “serbest ticaret”in herkes için eşit olacağını iddia ediyorlar. Mancha – Ama bu böyle değildir. Her ülkenin GSYH’na bakınız. GSYH’ının neredeyse yüzde 75’ini tekeline almış olan ABD ile kıyaslarsak Brezilya 6.7’sini, Kanada’ 5.3’ünü, Meksika 3.9’unu ve Arjantin yüzde 3’ünü tekeline almıştır. Arda kalan 29 ülke için bu yüzde 5’ten biraz fazladır. Bunlar eşit ülkeler olmaktan çok uzaktırlar. Sanayileşmede bile bu böyledir, selüloz sektöründeki bir Brezilyalı sanayicinin dediği gibi tüm Brezilya şirketlerinin üretiminin tümünü üretmek için iki Kuzey Amerika şirketi yeterlidir. UP – O zaman ALCA ulusal egemenliğe yönelik çok daha şiddetli bir saldırıdır, peki bölgedeki ülkelerin yeniden sömürgeleştirilme derecesini acımasızca derinleştirmekte midir? Mancha–Evet, bu antlaşma Latin Amerika’da yürürlüğe konan yeniden sömürgeleştirme sürecinin tüm anahtar noktalarını biraraya getirmektedir. UP–Latin Amerika solunun önemli sektörleri ALCA’ya karşı mücadelenin Mercosur’ü (Brezilya, Arjantin ve Paraguay gibi bazı Latin Amerika ülkeleri arasındaki serbest ticaret antlaşması) güçlendirdiğini söylemektedir. Mancha– Bu ciddi bir hatadır. Mercosur, Latin Amerika’nın emperyalist yeniden sömürgeleştirme sürecinin bir parçasıdır ve ALCA’yı hazırlamaktadır. Mercosur’ün anlamı, Latin Amerika’nın birliğinin yadsınmasıdır; emperyalist ilhakı hazırlayan Mercosur işçileri ve halkları bölmektedir. Bu da Mercosur ülkelerinde yaratılışından beri olan dramatik ekonomik durumu sergilemektedir. UP –UİB-DE yakındaki 7. Dünya Kongresi’nde ALCA karşıtı bir kampanyayı, “ALCA’ya hayır!”, onayladı. Mancha– Bu kampanya çok önemlidir. Bu zamanda ALCA’nın gerçek anlamının işçilere ve ülkelerimizin öncü eylemcilerine azimli bir şekilde açıklanması belirleyicidir. Tartışmaları sendikalarda, okullarda, iş sahalarında yapmalıyız ve bu sayede herkes karşı karşıya olduğu tehditi bilmelidir. Ayrıca, büyük kitle seferberlikleri gerçekleştirebilmek için koşulları yaratamaya çabalamalı ve ALCA’ya karşı birleşik eylemlere başlamalıyız. Sendikalar ve sendika konfederasyonları, Latin Amerika’ya yönelik bu tehdide karşı mücadelenin başına yerleştirilmelidir. ALCA’yı önlemek için büyük seferberlikler düzenlemek kesinlikle mümkündür. Arjantin, Brezilya, Bolivya ve Kanada’da yakın zamanda önemli gösteriler gerçekleştirilmiştir. Bu mücadelenin sahip olduğu potansiyeli göstermektedir. Dahası bu kampanyayı kuzeydeki, NAFTA’nın etkilerini pek çok işçinin şimdiden hissettiği ülkelere genişletmek önemlidir. ALCA bayrağına karşı çıkan ve Arjantin’de yaptığı gibi eylemler yapmaya devam eden Uluslararası Aktif Dayanışma Ağı’nı da unutamayız. Bizim amacımız, ALCA’yı reddedecek büyük birleşik bir hareketin inşası olmalıdır. |