|
Yıl: 28 |
|
22 Ekim 2007 |
|
|
Güney
Kürdistan’ın
işgaline
hayır
! Kürt halkına yönelik faşist saldırılara son !
İşçi Cephesi TBMM’den
geçirilen
“sınırötesi
askeri
operasyon”
tezkeresinin
ardından
Türk
Silahlı
Kuvvetleri’nin
Irak
sınırındaki
askeri
yığınağı,
tüm
dünya
basınının
dikkatini
çekecek
düzeyde
ciddi
bir
savaş
boyutuna
ulaşmış
durumdadır.
PKK
gerillalarınca
7
Ekim
2007’de
Şırnak’ın
Gabar
dağında
13
askerin,
ve
ardından
20
Ekim
2007
gecesi
Hakkari’nin
Dağlıca
köyü
yakınlarında
12
erin
öldürülüp
8
erin
esir
alınması,
Erdoğan
hükümeti
ile
Silahlı
Kuvvetler’in
Kuzey
Irak’taki
Kürt
otonom
bölgesine
yönelik
tasarladıkları
askeri
işgal
operasyonunu
Türk
kamuoyunda
“meşrulaştırmaları”
için
büyük
bir
olanak
sağlamıştır. Bugüne
değin
onlarca
kez
Kuzey
Irak’a
askeri
operasyon
düzenleyen
Türk
Silahlı
Kuvvetleri’nin
bu
kez
de
PKK
gerillalarını
yok
edemeyeceği,
PKK’nin
Kürt
halkı
içindeki
kitle
desteğine
son
veremeyeceğini
hükümet
ve
generaller
dahil
herkes
bilmektedir.
Türk
devletinin
asıl
amacı,
Kuzey
Irak’taki
Kürt
Federasyonu’nu
tahrip
etmek,
ABD
emperyalizminin
onayını
alabilirse
Musul
ve
Kerkük’teki
petrol
yatakları
üzerinde
söz
sahibi
olabilmektir.
Sonu
belli
olmayan
bir
işgal
anlamına
gelen
bu
amaç
uğruna
binlerce
Kürt’ün
kanını
akıtmaktan,
üzerlerine
asker
üniforması
geçirilmiş
işçi
ve
köylü
çocuklarından
başka
bir
şey
olmayan
gencecik
insanları
telef
olmaya
yollamaktan,
ülke
içinde
linçlere
varan
bir
Kürt
kıyımını
kışkırtmaktan
geri
durmayacaktır,
durmamaktadır. Hangi
ulusal
kökenden
olursa
olsun
işçilerin
ve
emekçilerin
böyle
bir
savaştan,
Güney
Kürdistan’a
yönelik
bir
işgal
operasyonundan
en
ufak
bir
çıkarları
yoktur.
Sadece
burjuvazinin
ve
generallerin
çıkarına
hizmet
eden
bu
tip
bir
askeri
macera,
emekçi
kanının
akıtılmasına,
halklar
arasındaki
kardeşlik
ve
dayanışma
bağlarının
iyiden
iyiye
koparılmasına,
emekçi
kitlelerinin
birbirine
düşürülüp
aralarında
bir
boğazlaşma
ortamının
yaratılmasına,
faşist
ve
şovenist
çetelerin
güçlendirilip
demokratik
hakların
yıkıma
uğratılmasına,
ülkede
fiili
bir
sıkıyönetim
ortamının
kurulmasına
yol
açacaktır.
Daha
şimdiden
faşist
çeteler
sokaklara
dökülerek
Kürt
avı
başlatmışlardır.
Yarın
bu
ava
katılmayanlar
da
çetelerin
saldırısına
hedef
olacaktır.
Devlet,
kışkırtmış
olduğu
şovenist
cinnetin
iplerini
elinden
kaçırmak
üzeredir. İşçiler
ve
emekçiler
olarak
bizleri
yıkıma
sürükleyen
bu
işgalci
ve
şovenist
cinneti
derhal
durdurmalıyız.
Sendikalarımızı
ve
partilerimizi,
hükümetin
ve
ordunun
militarist
politikalarına
karşı
seferber
olmaya
zorlamalıyız.
Hatta,
AKP
ve
CHP
gibi
burjuva
partilerine
oy
vermiş
olan
işçiler
ve
köylüler
de
bu
partileri
izledikleri
Kürt
düşmanı
politikadan
vazgeçmeye
zorlamalıdırlar.
Düşünce
ve
ifade
özgürlüğümüzü,
örgütlermizi,
mahallelerimizi,
Kürt
kökenli
işçi-emekçi
kardeşlerimizi
faşist
ve
şovenist
çetelerin
saldırılarına
karşı
korumalıyız. Türk
Silahlı
Kuvvetleri
fiili
savaş
haline
derhal
son
vermeli,
sınır
boyunca
yaptığı
askeri
yığınağı
geri
çekmeli
ve
Kürt
halkının
seçmiş
olduğu
temsilcileri
siyasi
muhatap
olarak
kabul
etmelidir.
Öte
yandan,
PKK
lideri
Murat
Karayılan,
bir
yıl
önce
ilan
etmiş
oldukları
ateşkesin
hala
geçerli
olduğunu
duyurmuştur.
Bu
çerçevede
PKK
mayınlı
saldırılarına
da
son
vermelidir.
Kürt
halkının
kendi
kaderini
tayin
hakkı,
işçi
sınıfının
birliğinden
ve
emekçi
halkın
ortak
seferberliğinden
geçmektedir.
Ortak
düşman,
ancak
halkları
birbirine
düşürerek
egemenliğini
sürdürebilen
emperyalizm
ve
ona
bağlı
hükümetlerdir. İşçilerin
ve
emekçilerin,
Kürt
halkına
yönelik
bir
askeri
saldırıda
akıtacakları
tek
bir
damla
kanı
yoktur,
olmamalıdır
!
22 Ekim 2007
|
|
|
Ana Sayfa Gündem Dünya Enternasyonal Gençlik İşçi Hareketi Belgeler İşçi Cephesi Yazarlar |
||