|
|
NAHUEL MORENO İLE SÖYLEŞİ Dünya Partisi,
Devrimci Parti,
Militanlık ve
Günlük Yaşam Üzerine
Moreno ile söylesi GEÇİŞ PROGRAMI'NIN GÜNCELLENMESİ
----------------------------- |
|
"Kürt yoktur !!" Önce yoktular, sonra sözde oldular! Sırada "terbiye var!" 3 Aralık 2007 - “Güneş balçıkla sıvanmaz!” Mevlâna, Mesnevi adlı eserinde böyle diyor. Gerçeğin güneşinin yalanın balçığıyla kapanamayacağının nefis bir anlatımı, bu sözler. Biliyoruz ki tarih boyunca gerçeklerin üstünü örtmek isteyen zalimler hep oldu. Hayat ise daima Mevlana’nın sözlerini haklı çıkardı. Yalanı doğru yapma girişimleri eninde sonunda açığa çıktı. >>Devam>>
Kürt hareketi üzerine oynanan oyunlar 4
Aralık
2007
-
Türkiye’de
geçen
ayın
gündemine
baktığımızda,
“terör”
örgütünün
kökünü
kazımak
adına
geliştirilen
milliyetçi-ırkçı-şovenist
bir
hava
hakim
idi.
Hükümet,
TSK,
burjuva
muhalefet
partileri,
medya
ve
benzerleri,
kısaca
bu
gerici
siyasal
ortamdan
nemalanmak
isteyenler,
kendi
siyasi-iktisadi
çıkarları
gereği
toplumu
galeyana
getirerek,
Kürt
halkına
yönelik
düşmanlaştırma
politikası
izlemekteydi. >> Sosyalist hareket, sendikalar ve milliyetçilik Savaş
için
ne
bir
damla
kan,
ne
de
tek
bir
kuruş! Tezkere’ye
de,
İşgale
de
Hayır! 4 Kasım 2007 - Adını tam ve açık şekilde koymaktan çekinmeyelim: 17 Ekim Tezkeresi bir askeri işgal operasyonu niyetini ifade etmektedir. Kuzey Irak Kürt Federasyonu’nu tahrip etmek, Musul ve Kerkük petrolleri üzerinde söz sahibi olmak amacını taşıyacak böylesi bir sınır ötesi operasyonda PKK sadece göstermelik bir karttan ibarettir. >>Devam>> >>
Güney
Kürdistan’ın
işgaline
hayır
!
17
Ekim
Tezkeresi:
İnkar
ve
İmha
Politikasına
Devam Kürt
sorunu
üzerinden
burjuvazinin
kâr
savaşı 4 Kasım 2007 - TSK, son iki hafta içinde yaşanan çatışmalarda ölen askerlerin kanı üzerinden ırkçı-milliyetçi, şovenist bir politik hat izlemeye devam ediyor. Bu kervana hükümet ve diğer burjuva siyasi partiler başta olmak üzere, faşist örgütlenmeler de dahil. Bu hat üzerinden toplumun kılcal damarlarına düşmanlık enjekte ediliyor. >>Devam>>
17 Ekim Tezkeresi ve nedenleri 4 Kasım 2007 - Ekim ayının başında Kara Kuvvetleri Komutanı Başbuğ, “ABD de bizim hassasiyetlerimizi gözetmezse Kuzey Irak’ta bedeli artırırız” diyerek ABD’yi tehdit etmeye çalıştı. Aslında Başbuğ’unun tehdidi Kürtlere yöneliktir. Aynı süreçte koroya Erdoğan’da katıldı: “PKK’nın tankları var, bunu asla kabul edemeyiz” diyerek bölgeye yönelik savaş sinyalleri verdi. >>Devam>> Patronca
değil,
işçice
bir
Anayasa Ekim 2007 - Anayasa tartışmaları ülke gündeminin birinci maddesi durumunda. Her kesim kendi meşrebine göre bu tartışmalarla ilgili bir tutum belirtiyor. Lakin bu kadar çok kafadan ses çıktığına bakıp da çok zengin bir tartışma yapılıyor da sanılmasın. Olan çoğunlukla kuru gürültü. Bunca nutka, hamasete, hepsi balina büyüklüğünde lafa rağmen ortada incir çekirdeğini dolduracak doğru bir şey yok; neden? >>Devam>> "Yeni"
Anayasanın
neresi
yeni? Ekim 2007 - AKP hükümetinin seçim zaferi, onun ülkeyi iyi yönettiği anlamına gelmez. En fazla o partinin kapitalistlerin çıkarlarını iyi yönettiği anlamına gelir. Toplumu oluşturan temel sınıfların -burjuvazi ve proletarya- yaşam standartlarına baktığımızda da bu görülmekte. Bir tarafta işsizlik ve yoksullukla yaşamaya mecbur edilen işçi sınıfı. Diğer tarafta her geçen gün kârlarına kâr katan kapitalistler. >>Devam>> Patronlar
Memnun,
İşçileri
Neler
Bekliyor? Eylül 2007 - Yaklaşık son beş aydır askerle hükümet arasında cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda bir bilek güreşi yaşanıyordu. Abdullah Gül’ün 11. Cumhurbaşkanı seçilmesiyle hükümet bilek güreşini kazandı. Bu sonuç askerin 27 Nisan Muhtırasına; asker-CHP destekli hükümet karşıtı Cumhuriyet Mitinglerine; Anayasa Mahkemesi’nin 367 buluşuna rağmen gerçekleştiği için çok daha büyük bir anlamı var. Kuşkusuz bu üçlü ve diğerleri güç ve iktidar savaşında mevzilerini hemen terk etmeyecek. >>Devam>> Seçimlerin
Ardından
DTP
ve
Olasılıklar Eylül 2007 - 22 Temmuz seçimlerin ardından çok merak edilen konulardan biri DTP’li milletvekillerinin mecliste yemin edip etmeyecekleri ve genel olarak nasıl bir siyaset izleyecekleriydi. Çünkü bundan 16 yıl önce SHP ile seçim işbirliği yaparak meclise milletvekili olarak giren HEP’li milletvekilleri, Kürtçe yemin ettiği için meclis kürsüsünden yaka paça indirilerek tutuklanmış ve onlarca yıl cezaevinde tutsak edilmişti. Bu durumu tekrar yaşamak istemeyen Türkiye burjuvazisi tedirgindi. Kürt özgürlük hareketini yasal sınırlar içerisinde tutarak, sınırlı taleplerle etkisizleştirmek isteyen geniş bir burjuva kesimi DTP’nin meclise girmesinden memnundu. >>Devam>>
2007 Milletvekili Seçimleri ve Partilerin Tutumları
Temmuz
2007
-
Cumhurbaşkanlığı
seçimi
krizi
ile
başlayan
seçim
tartışmaları,
burjuva
partilerinin
bir
yandan
halka
vaad
verme,
öte
yandan
da
birbirine
çamur
atma
yarışı
halinde
sürüyor.
Sağlı
sollu
tüm
burjuva
partileri
yalanlarını
ardı
ardına
sıralıyorlar.
Kimi
mazotun
fiyatını
düşürüyor,
kimi
Musul-Kerkük’ü
alıyor.
Tabii
“yersek”.
Olasılıklar
ve
işçi
sınıfının
görevleri 22 Temmuz ve sonrası
Temmuz
2007
-
22
Temmuz
gecesi
sandıktan
kimin,
hangi
oranda,
hangi
güçte
çıkacağını
kestirebilmek
oldukça
güç.
Kamuoyu
araştırmalarının
hemen
hepsi
güdümlü
olduğundan,
bunların
beslediği
kestirimler
inandırıcı
ve
güvenilir
olmaktan
çok
uzak.
Partilerin
ve
adayların
düzenlediği
miting
ve
gösterilerde
toplanan
kitleler
ise,
önceki
seçimlerden
de
bildiğimiz
gibi
her
zaman
sandık
sonuçlarının
ön
göstergesi
olmuyor,
anına
ve
bölgesine
bağlı
olarak
farklılıklar
gösterebiliyor
Erken seçim krizi çözecek mi? Haziran 2007 - “Demokrasilerde çare tükenmez” sözü, politika kurdu Demirel’in ünlü deyişidir. Bu deyişe göre burjuva demokrasilerinde her türlü politik kriz, gene o demokrasinin kurumları ve kuralları çerçevesinde çözülebilir, aşılabilir. Krizlerin en iyi ilacı da seçimlerdir. Yani politikacılar halka giderler ve “biz bu işi aramızda halledemedik, siz hakem olun” derler, ve seçim sonuçları krizden çıkışın yolunu gösterir. >>Devam>> Seçimler karşısında tutumumuz Haziran
2007
-
Mevcut
seçim
sistemi,
tamamen
adaletsizdir.
Her
şeyden
önce,
seçimler,
toplum
istediği
zaman
değil,
burjuva
yöneticiler
istediği
zaman
yapılıyor.
Emekçiler,
oy
verdikleri
insanları
değiştirmek
istediklerinde
yeni
bir
seçim
düzenleme
hakkı
yok.
Oy
verdikleri
kişileri,
yanlış
yapsalar,
uygulayacaklarını
söyledikleri
programı
uygulamasalar
da
ne
geri
çağırma
ne
de
denetleme
imkânları
vardır. Asker-polis rejimin yarattığı kutuplaşmaya hayır! Kurucu Meclis ve gerçekten demokratik bir yeni Anayasa 8 Mayıs 2007 - Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden AKP hükümeti ile TSK-CHP eksenli şeriatçı-laik kutuplaşması arasındaki gerilim tırmanıyor. Genelkurmay İnternet üzerinden 27 Nisan gecesi AKP hükümetine verdiği dijital muhtırayla sürece ağırlığını koydu. >>Devam>> Türkiye'de en büyük tehdit bulundu: Demokrasi 5 Mayıs 2007 - Cumhurbaşkanlığı seçimi bir rejim krizine dönüştü. Siyasi açıdan bakıldığında iki taraf ortaya çıkmış durumda. >>Devam>>14 / 29 Nisan Mitinglerinin niteliği 5 Mayıs 2007 - Rejim içi kutuplaşma cumhurbaşkanı seçimleri üzerinden kızışmış bulunuyor. Bu kutuplaşma CHP’nin söylemlerine, TSK’nin muhtırasına, Cumhurbaşkanı Sezer’in açıklamalarına ve 14/29Nisan mitinglerine katılanlara bakılacak olursa “dini gericilikle”, “laik cumhuriyetçilik” arasında. Mitingleri düzenleyenler kendilerini “cumhuriyetin son kalesi” olarak gördükleri Çankaya’nın savunusu için “sivil hareket” olarak sunuyorlar. span> >>Devam>>Rejim krizinin niteliği üzerine 4 Mayıs 2007 - 27 Nisan gecesi Genelkurmay Başkanlığı’nın kendi İnternet sitesinde yayımladığı bildiriyle Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin normal burjuva demokratik sürece müdahale etmesi, Türkiye’yi önümüzdeki haftalara ve aylara uzanabilecek, orta vadede ise bir Anayasa bunalımına neden olabilecek bir rejim krizine sokmuş durumda. >>Devam>> Darbe tehdidine boyun eğmeyeceğiz 2 Mayıs 2007 - 11. Cumhurbaşkanı’nın kim olacağı tartışmaları uzun bir dönemdir İşçi Cephesi sayfalarında altını çizdiğimiz, rejimin çok başlılığı ve burjuvazi içindeki kontrol savaşlarının açık bir kanıtına dönüştü ve dahası, Türkiye’yi ciddi bir rejim krizinin eşiğine getirdi. >>Devam>> 1 Mayıs 2007’nin ardından İşte böyle bir süreçten geçiyoruz Nisan 2007 - 1977 1 Mayıs’ında şehit olan işçilerin 30. yıl dönümleri nedeniyle DİSK, bu 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama kararını açıkladı. Türk-İş ise, her zaman ki gibi işçi ve emekçilerin; birlik, dayanışma, mücadele içinde olması gereken bir süreçte ayrı telden çalmanın havasında oldu. DİSK bürokratları her ne kadar “1 Mayıs’ı Taksimde kutlayacağız” demesine rağmen ve hatta bu çağrıyı tüm illerden Taksim’e çağrıya dönüştürsede, DİSK bürokratlarının keskin söylemleri kadar ciddi ve disiplinli bir çalışma yapmadıkları da görüldü.span> >>Devam>> Emperyalist İşgallere, Neoliberal Saldırılara, Baskı Rejimine Karşı 1 Mayıs’ta Alanlara Nisan 2007 - İşçi sınıfının uluslararası birlik ve mücadele günü 1 Mayıs yaklaşıyor. 1 Mayıs’ın yasal tatil olmasına izin vermeyen devlet, emekçilerin katılımını türlü baskılarla engellemeye çabalıyor. İşçi sınıfı hareketinin örgütsüzlüğü, dağınıklığı devlete geri adım attırmada yetersiz kalınmasına neden oluyor. >>Devam>> Gündem: Cumhurbaşkanlığı seçimi ve artan baskılar Nisan 2007 - Seçim tarihi yaklaştıkça yeni Cumhurbaşkanının kim olacağı tartışması daha da yoğunlaşıyor. Bilindiği üzere meclis Cumhurbaşkanını seçme yetkisine sahip. Yani meclis aritmetiğinde çoğunluğa sahip AKP Cumhurbaşkanını seçecek. Ancak Başbakan Erdoğan’ın eşinin başörtülü olması, partisinin irticacı olması vb. bahanelerle AKP’ye ve Tayyip’e karşı bir kampanya yürütülüyor. >>Devam>> Yeni Bir Meclis ve Anayasa için: Kurucu Meclis Nisan 2007 - Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı kim olacak? Bu soru, başını AKP hükümeti ile Ana Muhalefet Partisi CHP’nin çektiği kesimler arasında şiddetli bir kavgaya neden oluyor. Söylem düzeyine bakıldığında kan-gövdeyi götürmek üzere. Tehdit, şantaj, darbe çağrısı, halkı galeyana getirme ve dahası var. Kuşkumuz olmasın, bu burjuva politikanın gerçek kirli yüzüdür. >>Devam>> Bilinenlerin doğrulanması: Katil, ardındakiler ve işçi sınıfının yolu Mart 2007 - Hrant Dink 19 Ocak 2007 günü katledildi. Geçen sürede bilinenler tartışmasız şekilde doğrulandı. Cinayetin hemen ardından Trabzon Valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü cinayeti tekil, bağlantısız ve adi bir olay olarak tanımlamıştı. Oysa merkezi olarak planlanmış, son derece örgütlü ve profesyonelce işlenmiş bir cinayet olduğu artık kanıtlanmış durumda. Bu devlet görevlileri derhal meslekten ihraç edilmeli ve haklarında kamuoyunu yanlış bilgilendirmek, yönlendirmek ve görevi ihmal suçlarından dava açılmalıdır. >>Devam>> Hükümet ve Ordu danışıklı dövüş içinde Mart 2007 - Son günlerde Türkiye-İsrail ve Türkiye-ABD gezilerinin yanı sıra İran ve Irak’tan Türkiye’ye konuk ağırlama trafiği yaşandı. Şubat ayı içinde önce İsrail Başbakanı Ehud Olmet’in ziyareti, ardından Gül’ün ve arkasından Genelkurmay Başkanı’nın ABD ziyaretini gerçekleşti. Önce burjuva basın Olmet’in ziyaretini “hafife” alan bir tutum takındı. Omlet, sanki Harem Üş-Şerif’te yapılan kazılarla ilgili rapor vermeye gelmiş gibi bir hava estirildi. En azından şunu bilmeliyiz, Tayyip Erdoğan ve Ehud Olmet arasında yapılan 2,5 saatlik görüşmede sadece bir tercümanın bulunması ve konuşmaların kaydedilmemiş olması, işin sadece Harem Üş-Şerif meselesi olmadığını gösteriyor. >>Devam>> Özne, İşçi Sınıfıdır! Sivil Toplum ve Yurttaşlık nedir?
Ölümünün 20. yılında Nahuel Moreno
Sömürgeleştirme yolunda infaz Ocak 2007 - İnfazın, İslam geleneklerine karşı, Kurban Bayramı sırasında gerçekleştirilmesi, Müslüman ülkelerde büyük tepkiyle karşılandı ve Irak halkını bölmeye yönelik bir kışkırtma olarak değerlendirildi. Ayrıca pek çok ülke ve uluslararası kuruluş Saddam’ın bir savaş tutuklusu olduğu ve kendisine Cenevre Antlaşması gereklerinin uygulanmadığı, yargılama sürecinin adil ve tarafsız olmadığı, kendisine yeterli savuma ve yanıt olanaklarının tanınmadığı, idam kararının işgal güçlerine bağlı tarafsız olmayan bir mahkemece verilmiş olduğu vb gerekçeleriyle infazı eleştirdi. >>Devam>> Mücadele 2007'de de sürecek Ocak 2006 - Her şeyin daha da kötüye doğru gideceğine dair çok açık deliller mevcut. Sadece 380 YTL olan asgari ücretin 23 YTL zamla 403 YTL’ye çıkmış olması bile bütün bu olumsuz tabloyu anlatmaya tek başına yeter. 2006 yılı enflasyonu tüketici fiyat endeksine göre yüzde 9.65 olarak açıklandı. Oysa ev kiraları ortalama yüzde 20 oranında artmış durumda. Belli başlı kentlerde en ucuz ev kiralarının dahi 350-400 YTL’den başladığını düşünürsek yoksullaşmanın boyutlarını görebiliriz. >>Devam>> Türkiye’nin AB’ye Katılımı Hayal mi Oluyor? Ocak 2006 - Avrupa Birliği’ne girmek Türkiye burjuvazisinin en temel hedeflerinden biri. Bu hedefe giderken AB burjuvazisinin her talebine cevap vermeye çalışan Türkiye burjuvazisi, bütün bu çabasına rağmen bir türlü beklediği ödülü de alamadı. Bugüne kadar 1200 uzman AB’yi ziyaret etti. 100 bin sayfalık sağlıktan eğitime AB standartları uygulanmaya girişildi. 35 müzakere başlığı AB uzmanları tarafından günlük olarak izlendi. AB Komisyonu Türkiye temsilciliğinde 100’ün üzerinde uzman çalışıyor. >>Devam>>
|
|
a
Sosyalist hareket, sendikalar ve milliyetçilik Faşizm: Finans Kapitalin kanlı diktatörlüğü
Fransa: Mücadeleleri Birleştir ve Genel Grevi İnşa Et ! ABD seçimleri ve Irak'ın geleceği Latin Amerika "sol"u nereye yöneliyor? Siyonizmin Arap halklarına karşı yeni saldırısı (UİB-DE) İsrail’in Filistin’e Yönelik Vahşi Saldırısına Karşı Birleşelim! (UİB-DE)
İran: Emperyalist tehditlere son! (UİB-DE) 66. ölüm yıldönümünde Troçki: Devrimci ve Marksist
ETA Ateşkes ilan etti: Hangi sonun başlangıcı? Hamas Filistin'i nereye götürüyor? (UİB-DE) |
|||||||||||||||||