isçi cephesi

İşçi hareketi

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Enternasyonal

Gençlik

İşçi hareketi

Belgeler

İsçi Cephesi

Yazarlar

NAHUEL MORENO

İLE SÖYLEŞİ

Dünya Partisi,

Devrimci Parti,

Militanlık ve

Günlük Yaşam

Üzerine

GEÇİŞ PROGRAMI'NIN

GÜNCELLENMESİ

Özelleştirmeler ve sınıf mücadelesi

Özelleştirmeler, burjuvazinin işçi sınıfına ve emekçi yoksul kitlelere yönelik en önemli ve en kapsamlı saldırılarının başında gelmektedir. Özelleştirme saldırısı emperyalist-kapitalist yeni-liberal politikanın temel taşlarında biridir. Uluslararası burjuvazi dünya ekonomik krizine paralel olarak azalan kârlarını yükseltmek amacıyla özellikle 1970’lerin ortalarından başlayarak bu politikayı dünyanın birçok ülkesinde uygulamaya sokmuştur. 1980’li yıllarda 50’den fazla ülkede bu yeni-liberal politika işlemiştir. Günümüzde de onlarca ülkede işçi sınıfı ve emekçiler özelleştirme saldırısıyla karşı karşıyadır. >>Devam>>

Türk Telekom'un satışı iptal edilsin!

----------------------------------------------------

Kuruluşundan bugüne Emekli-Sen

DİSK’e bağlı Emekli-Sen sendikası 12 Temmuz 1995 yılında, 139 emekli tarafından bağımsız olarak kuruldu. Yaptığı ilk kongrede DİSK’e katılma kararı aldı. Türkiye genelinde 40 bin üyesi var. Kurucuları arasında 15-16 Haziranları, Kavel direnişini, 1977 1 Mayıs’ını, 1989 Bahar eylemlerini ve birçok mücadeleyi yaşamış işçi ve emekçiler bulunmakta. >>Devam>>

----------------------------------------------------

Kamu çalışanları sözleşmeli çalışmaya zorlanıyor

Ücretlerin düşmesi, çalışma saatlerinin uzaması, esnek çalışma, sosyal güvenliğin tasfiyesi, yaygınlaşan işsizlik, özelleştirmeler... Dergimizin daha önceki sayılarında “neoliberal karşı devrim” olarak tarif ettiğimiz bu süreç, işçi sınıfından güçlü bir tepki görmeksizin devam ediyor. Bu planlı saldırılar, kamu sektöründe de bir dizi sözde reform tasarısını beraberinde getiriyor. Kamuya ait işletmeleri özelleştiren hükümet, Kamu Personel Rejim Yasası ile kamu çalışanlarını esnek, güvencesiz bir çalışma ortamına doğru sürüklüyor. Amaç, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi. >>Devam>>

----------------------------------------------------

DİSK yeni "sol" arayışlar içinde

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), 14-15 Ekim’de, Bolu Koru Otel’de ‘solda yeni arayışlar’ adıyla sempozyum düzenledi. Burjuva basını toplantıyı, “DİSK yeni sol parti kuruyor” diye yansıttı. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ise, “hayır biz sol parti kurmuyoruz, ama solu birleştirecek bir platform açmak istiyoruz” dedi. Toplantının katılımcıları ağırlıklı olarak liberal ve Kemalist-ulusalcı akademisyen ve yazarlardan oluştu. (Zekeriya Temizel, Bülent Tanla, Yalçın Doğan, Derya Sazak Can Dündar, Tarık Akan, Ece Temelkuran, Aydın Engin vb…) Toplantıya yaklaşık 60 kişi katıldı. >>Devam>>

----------------------------------------------------

İş güvencesi yasası örgütlenme özgürlüğü sağlıyor mu?

Türk-İş sendikasının yaptığı araştırmaya göre, Türk-İş’e bağlı sendikalara üye oldukları gerekçesiyle bir buçuk yılda 15 bine yakın işçi işten atıldı. Bu yazı yazıldığında günlük gazetelerde her gün sendikaya üye oldukları için işten atılan işçilerin haberlerini okuyabiliriz. 15 bin işçi işten atılırken sendikalar ne yaptı? Türk-İş sendikası sağ olsun, varolsun bu araştırmayı yapmış, başka da kayda değer bir gelişme yok. >>Devam>>

----------------------------------------------------

Emekliler toplu sözleşme istiyor

Disk’e bağlı Emekli-Sen üyesi 200’ü aşkın emekli, Cuma günü Ankara’da Anıttepe Parkı’nda buluştu. Buradan pankartlarla Çalışma Bakanlığı’na kadar sloganlar eşliğinde yürüdüler. Bakanlığa sözleşme taslağını sundular. >>Devam>>

----------------------------------------------------

Bir sömürü yöntemi: Parçabaşı üretim

Kapitalistler işçileri daha fazla sömürmek için her gün yeni yöntemler uygulamaya koyuyorlar. Bu yöntemlerden biri esnek çalışmanın yasal hale gelmesi. Yine ücretler konusunda da yeni uygulamalar başladı. Bazı fabrika ve atölyelerde performansa dayalı ücret verilirken, bazı işyerlerinde de parçabaşı üretim gündeme geldi. >>Devam>>

----------------------------------------------------

Turkuaz/Çakıl fabrikası sendikalaşma mücadelesi deneyimi ve dersleri

Turkuaz/Çakıl, Reebok için fason üretim yapan bir tekstil fabrikası. Fabrika, Ümraniye’de bir çok benzer fabrikanın olduğu bir sanayi sitesinde. Dönem dönem değişmekle birlikte yaklaşık 220 işçi çalışıyor. Turkuaz’da yaklaşık 9 yıl önce bir mücadele daha yaşanmıştı. Yine Reha Tekstil, Ünlü tekstil gibi yakın fabrikalarda bir dizi önemli mücadeleler yaşanmıştı. Sözün kısası Turkuaz/Çakıl, sömürünün ve mücadelenin yaşandığı bir işçi havzasında. Bu havzadaki diğer fabrikalar gibi, sefil koşullarda çalışan Turkuaz/Çakıl işçileri, 7 ay önce kötü iş koşullarına ve düşük zamma tepki olarak örgütlenmeye başladılar. Örgütlenme önce modelhanede başladı. Ancak modelhanedeki işçiler sendikal örgütlemenin hazırlığı ve zorlukları konusunda yeterince deneyimli değildiler. >>Devam>>

Mücadeleye devam...

----------------------------------------------------

Erdemir’in satılmasına karşı eylem

Erdemir Türkiye’nin en büyük ve en karlı işletmelerinden biri. Bu nedenle de sermayenin gözdesi. Devlet satmak istiyor iyi çalışmıyor diye, sermayenin devleri ise Erdemir’i kapmak için yarışıyor. Özelleştirmenin yaklaşması üzerine Erdemir işçileri Ereğli halkının’da katılımıyla bir miting gerçekleştirdiler. Yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı eylemde “Özelleştirmeye hayır” dendi. AKP hükümeti lanetlendi. Öfkeli kalabalık Ereğli sokaklarını sloganlarıyla inletti. Eyleme destek veren Genel Maden-Iş üyesi işçilerin disiplini, coşkusu alana damgasını vurdu. >>Devam>>

----------------------------------------------------

Turkuaz/Çakıl işçilerinin sendikalaşma mücadelesi

"Örgütlenme hakkımız

engellenemez !"

Biz uluslararası firma olan Reebok için dikim yapan bir fabrikada çalışıyoruz. Yaşam koşullarının ağır olduğu bir ülkede, 350 milyon ücretle sabah başlayıp gece 21.30’a kadar çalışıyoruz. Yetmiyor hafta sonu da çalışıyoruz. Yetmiyor aşağılanıyoruz. Turkuaz/Çakıl fabrikalarının işçileri olarak, işçi sınıfına dönük bu yoğun saldırılara karşı emeğimize sahip çıkarak kendi fabrikamızda hak arama savaşına girdik. Anayasal bir hak olan örgütlenme hakkımızı kullanarak sendikalaştık. Birliğimizden ve gücümüzden korkan patron, haklarımızı almamızı engellemek için fabrikayı kapatma kararı aldı. Ve bizi de işten çıkartıyor. >>Devam>>

----------------------------------------------------

Eğitim-Sen kapatılırken

Genelkurmay Başkanlığı’nın talebi ve Ankara Valiliği’nin girişimleriyle hakkında kapatma davası açılan Eğitim-Sen, Yargıtay Genel Kurulu’nun, Ankara ikinci iş mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararını oy birliği ile bozan kararı ile kapatıldı. Karar alma sürecinin en dikkat çeken yönü ise, kararın 45 üyeden oluşan Hakimler Birliği’nin oy birliğine dayanması. Böylesi kararlara hukuk tarihimizde ender rastlanmakta! >>Devam>>

----------------------------------------------------

Tekstil işçiliği ya da modern kölelik

Tekstil, Türkiye’de işçi sınıfının yoğunlaştığı önemli sektörlerden biri. Ucuz iş gücü birçok uluslararası firmayı da burada üretime yönlendiriyor. Bu şirketler, sigortasız, sendikasız işçi çalıştırma amacıyla ülkeye geliyorlar. Bu firmalar üretimlerini, başta fason üretim yapan atölyeler olmak üzere, irili ufaklı birçok fabrikada gerçekleştiriyorlar. >>Devam>>

----------------------------------------------------

İsçi Sınıfı tarihinde bir özyönetim deneyi: ALPAGUT

Çorum Özel İdaresi'ne ait Alpagut Linyit İşletmesi, 1945'de kurulduktan sonra köylülerin tarım yaptığı toprakları istimlak ederek faaliyet alanını genişletti. Geçimlerini tarımdan sağlayan köylüler bir müddet sonra zorunlu olarak maden işçisi oldular. İşletme her yıl yüz binlerce lira kâr etmesine rağmen bırakın işçileri, köyün ilkokuluna bile kömürü parayla veriyordu. İşçilerin ücretleri öylesine düşüktü ki, maden tozlarının öldürücü etkilerini kısmen azaltan yoğurdu bile alamıyorlardı. >>Devam>>

----------------------------------------------------

Uzun Bir Sessizlikten Sonra: SEKA Direnişi

Türkiye işçi sınıfının 1989-91 eylemliklerinin ardından burjuvazi, işçi sınıfına topyekun saldırıya geçti; ve kazanılmış haklarının gaspına yönelik politikaları pervazsızca hayata geçirdi. 1999 yılında Sosyal Güvenlik Reformu adı altında, Ecevit hükümeti, emeklilik yaşını uzatarak mezarda emekliliği işçi ve emekçilere layık görmüştü. >>Devam>>

----------------------------------------------------

SSK’nın Özelleştirilmesine Karşı Mücadeleye

90’lı yılların başında SSCB’nin çöküşü, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan emperyalizmle Sovyet bürokrasisinin birlikte yaşaması üzerine şekillenen dünya düzeninin de yıkılmasına neden oldu. Emperyalizm, kitle hareketine tüm dünyada doğrudan müdahale edebileceği bir başka “düzeni” inşa etmeye başladı. ABD emperyalizmi önderliğinde oluşturulan “yeni dünya düzeni” devletlerarası yeni ilişkilerin, dünya ekonomisinin durumunun, sermayenin yoğunlaşmasının ve merkezileşmesinin ve düşen kârları arttırmak için yeniden sömürgecilik ve sömürü politikaları sürdürme ihtiyacının üstyapısal bir yansımasıdır. >>Devam>>

----------------------------------------------------

GALS Tekstil Fabrikası Deneyimi Üzerine…

GALS İstanbul Esenyurt’ta bulunan bir tekstil fabrikası. İşverenin ayrıca Yenibosna, Hayrabolu ve Bulgaristan’da fabrikaları var. GALS patronu, Türkiye’deki tanınmış tekstil işverenlerinden biri, Güngör Keşçi. AKP hükümetinin davet ettiği AB komiserlerine Türkiye’de tekstil sektörünün durumunu aktaracak kadar etkin biri. Bu kişi aynı toplantıda Türkiye’de iş güvencesi olduğunu ve sendikalaşmanın önünün açık olduğunu açıklamıştı. Aynı patron, çok kısa zaman sonra sendikalaştıkları için 250 GALS tekstil işçisinin işine son verdi. Ne sendikal hakları ne iş güvencesini dinledi. AB ve demokrasi masalları bir kez daha hoş bir nida olarak kaldı. >>Devam>>

----------------------------------------------------

Özelleştirme sırası Erdemir’de

AKP hükümeti emekçilerin kazanımlarına saldırmaya devam ediyor. İşçi sınıfı ve emekçi halk her sabah kalktığında yeni bir saldırıyla karşılaşıyor. Emekçilerin örgütlü olmadığı bu koşullarda gerici yasalar birer birer burjuva meclisten geçiyor. İşçi sınıfı örgütü sendikaların tepesindeki sendika ağaları ise burjuvazinin saldırılarına ses çıkarmak bir yana işçileri etkisizleştirmeye çalışıyor. >>Devam>>

----------------------------------------------------

SSK işçilerindir, satılamaz!

Gittikçe artan hak kayıpları, düşen ücretler, işten atılmalar, kölelik sözleşmeleri kapitalizmin derinleşen krizinin doğal sonuçları... Patronlar karlarını artırmak için emekçilerin koşullarını daha da ağırlaştırıyorlar. İşçi sınıfının bu saldırılara karşı güçlü birlikler oluşturamaması saldırıları daha da pervasızlaştırıyor. Türkiye’de de AKP hükümeti patronların istediklerini bir bir yerine getiriyor. Şimdi de emekçilerin maaşlarından kesilerek oluşturulan ve yegane güvenceleri olan Sosyal Sigortalar Kurumu (sanki devletinmiş gibi!) özelleştirmek isteniyor. >>Devam>>

SSK İlaç Fabrikası satılmak isteniyor

----------------------------------------------------

Bir sendikalaşma deneyi

Öncelikle çalıştığımız fabrika hakkında biraz bilgi vererek başlamak istiyoruz. Çalıştığımız fabrikada 610 ile 650 arasında işçi çalışmakta. Çalışma saatleri 08.00 ile 18.30 arasında, yemek paydosu bir saat, çay paydosları 15 dakika. Fabrika imalat, ütü-yıkama, model ve depo olmak üzere beş bölümden oluşuyor. Patronun bu büyüklükte Tekirdağ ilinde de bir fabrikası bulunmakta. Genelde pantolon üretimi yapan işyerinde patron işçilerin örgütlenmesini önlemek için üç firma üzerine işçileri kayıtlı göstermiş. >>Devam>>

----------------------------------------------------

Colin’s Loft işçileri suçlamalara cevap veriyor!

04/10/2004 tarihli, “Bir para toplama etkinliği üzerine” adlı metne Colin’s işçilerinin cevabı…

----------------------------------------------------

Collins-Loft isçileri mücadeleye devam ediyor

Collins-Loft işçileri 11 Ağustos 2003 günü başlattıkları mücadelelerini sürdürüyor. Esenyurt’ta bulunan fabrikada işçilerin mücadeleye başladığı tarihten önce 1200 işçi çalışmaktaydı. Düşük ücretlere, zam oranına ve ağırlaşan çalışma koşullarına karşı işçiler mücadeleye girişmişti. Mücadele sonucu patron 315 işçiyi işten atmıştı. Bunun üzerine işçiler bugüne kadar devam eden mücadelelerini sürdürdüler. İşten atılan işçilerin 29’u işe dönüş davası açmış ama dava işçi düşmanı yasalar, patron mahkeme işbirliği sonucunda 2 ayda tamamlanması gerekirken 9 ay sürmüş ve sonucunda da işçiler aleyhine neticelenmişti. >>Devam>>

Collins Loft işçileri dayanışma gününde bir işçinin yaptığı konuşma metni: "Haklarımızı alana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz".

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Bakırköy Sümerbank'ta mücadele sürüyor

Sümerbank Bakırköy işçilerinin özelleştirmeye karşı sürdürdükleri mücadeleleri bir yılını doldurmuş durumda. Fabrikayı özelleştirmenin gerekçelerini yaratabilmek için işveren önce üretimi sınırlayıp durdurmuş, zarar bilançosunu artırmış ve sonuçta hükümet tesisi arsasıyla birlikte Doğa Madencilik adlı bir şirkete satmıştı. Şirket fabrikayı yıkıp otel yapmayı planlıyor. Sümerbank işçileri ise işlerini, dolayısıyla da işyerinin kamu niteliğini korumak çabasındalar. Kısacası, özelleştirmeye karşı kararlı bir işçi mücadelesi söz konusu. >>Devam>>

Konuyla ilgili öbür yazılar:

>>Sümerbank'ta mücadeleye devam>>

>>Sümerbank isçileri özelleştirmeye direniyor>>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Eğitim-Sen Kapatılamaz

Dünyanın farklı coğrafyalarında hükümetler, emekçi halka karşı neo-liberal saldırı programlarını bir bir uygulamaya koyuyorlar. Ülkemizde de AKP hükümeti bu saldırıların uygulayıcısı durumunda. Yaygın özelleştirmeler, yeni İş Yasası, Kamu Yönetimi Reformu bu sürecin ayakları. Biz bu süreci bir neo-liberal karşı devrim olarak tanımlıyoruz. Yani işçi sınıfının ve emekçi halkın ekmeğine, sosyal güvencesine, örgütüne saldırıları içeren bir süreç. Bu süreç, ülkemizde kitlesel bir mücadele ile karşılaşmaksızın ilerliyor. Elbette herkes suskun değil. Öncelikle devrimci güçler olmak üzere, sınıf mücadeleci sendikalar ve çeşitli örgütler bu sürece karşı durmaya çalışıyorlar. Bu sendikalardan biri de Eğitim-Sen. >>Devam>>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

DİSK kongresi yapıldı

DİSK’in 12. Olağan Genel Kurulu’nda Süleyman Çelebi yeniden genel başkan seçildi. Süleyman Çelebi, eleştiriler üzerine, Bahçeli ile diğer yetkililerle olduğu gibi, MHP lideri olarak değil hükümet ortağı, bir işveren olarak görüştüğünü, yarın iktidarda kim olursa DİSK’in menfaatleri doğrultusunda onunla da görüşeceğini dile getirdi. >>Devam>>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

İş Güvence Yasası, “güvencesiz”; İş Yasası “işsiz” bırakıyor!

İşçi sınıfına yönelik neo liberal saldırıların en kapsamlılarından birisi yeni iş yasası oldu. Yeni iş yasası çalışma hayatının esnekleştirilmesi adına 2003 yılında 1475 sayılı iş yasasının yerine devreye sokuldu. Patronlar önce Ağustos 2002’de yasalaşan 4773 sayılı iş güvence yasasını Mart 2003 tarihine ertelettiler. Sonra zaten göstermelik olan bu yasadaki kimi “güvence” kısımlarını iptal ya da yenilemeyle iyice işlevsiz kıldılar. >>Devam>>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Aysel Çorap İşçileri Sendika Hakkı İçin Grevde

Aysel Çorap Boyama Fabrikası Esenyurt’ta bulunan yüzlerce orta ölçekli fabrikadan bir tanesi. Esenyurt Evren Sitesi içindeki Aysel fabrikası fason olarak çalışan ve çorap boyaması yapan bir işletme. Boyanan çorapların büyük bir kısmı yurtdışına ihraç ediliyor. Ayrıca yurtiçindeki en büyük firmalardan Aytuğ’un çorapları boyanıyor. İşverenin Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan’ın (28 Mart yerel seçimlerinde Demokratik Güç Birliği’nin Esenyurt belediye başkan adayı) kardeşiyle de yakın bir dostluğu olduğu biliniyor. >>Devam>>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Yoksulluk Kaderimiz Değil!

DİE Başkanlığı 2003 yılı dördüncü dönem hane halkı iş gücü anketi geçici sonuçlarına göre; Türkiye'de işsiz rakamları istihdam piyasasındaki küçülmeyi ortaya koyuyor. İşgücünün önemli bir göstergesi olan iş gücüne katılma oranı geçen yılın aynı dönemine göre azalmış durumda. Emekçiler iş buldukları için değil, iş bulma umutları kalmadığı için iş gücü piyasasından çekilmiş; buna bağlı olarak da iş piyasındaki küçülmedan dolayı işsizlik oranı gerilemekte. Toplam işsizlerin yüzde 16.1'ni işten çıkartılanlar oluşturuyor. >>Devam>>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Şişecam işçileri mücadeleye devam ediyor...

Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.’ne (Şişecam) bağlı 13 cam fabrikasında Kristal-İş Sendikası 30 Ocak 2004 günü grev kararı aldı. Bu karar Cam İşverenleri Sendikası ile Şişecam arasında 18 Temmuz 2003 tarihinde başlayan 19.dönem cam grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin anlaşmayla sonuçlanmaması üzerine alındı. Grev kararı uygulaması 6 cam şirketini ve 13 fabrikayı bünyesinde toplayan Cam İşverenleri Sendikasının işçilerin isteklerine kulaklarını tıkaması ve kendi isteklerini dayatması sonucunun bir ürünüdür. >>Devam>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Emekçiler asgari ücret kıskacında

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren geçerli olacak asgari ücreti Ocak-Temmuz 2004 dönemi için brüt 423 milyon, net 303 milyon lira olarak belirledi. Yani asgari ücrette toplam 80 milyon lira artış yapıldı. Dört kişilik bir ailenin sadece mutfak masrafının 460 milyon ve bununla beraber kira, sağlık, eğitim, ulaşım, giyim gibi zorunlu harcamalarıyla birlikte masrafının 1 milyar 500 milyon civarında olduğu düşünülürse belirlenen ücretin ihtiyaçları karşılamaktan çok uzak olduğu açık. >>Devam>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Asgari geçim mi, azami sefalet mi?

Her yıl olduğu gibi bu yıl da asgari ücret tartışmaları milyonlarca işçi ve emekçi için hüsranla son buldu. Bir kez daha asgari ücretle çalışan emekçilerin ihtiyaçları değil patronların dedikleri oldu. Dört kişilik bir ailenin asgari geçim sınırının 1 milyar 400 milyon olduğu Türkiye’de asgari ücret net 303 milyon olarak belirlendi. >>Devam>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Türk-İş 19. Olağan Genel Kurulu yapıldı

Türk-İş bürokrasisi yeni ihanetlere hazırlanıyor

Türk-İş’in 19. Olağan Genel Kurulu Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Şura Salonu’nda yapıldı. 448 delegenin yeni yönetimi belirlemek için katıldığı ve 5 gün süren Genel Kurul’un açılış konuşmasını Türk-İş Başkanı Salih Kılıç yaptı. 7 Aralık Pazar gününe kadar süren Genel Kurul’a çeşitli ülkelerden 55 konuk sendikacı katıldı. >>Devam>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

KESK üyesi emekçiler işyerlerini terk etmiyorlar

KESK üyesi kamu emekçileri, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı’na, işyerlerini terk etmeyerek tepki gösterdiler. Kamu Yönetimi Reformu, aslında bir reform değil, aksine işçi sınıfının kazanımlarına yapılan büyük bir saldırı. Tasarıyla, eğitim ve sağlık artık kamu hizmeti olmaktan çıkıyor. >>Devam>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Özelleştirmelere karşı işçiler haykırıyor: "Fabrikalar kalemiz"

AKP hükümeti, işçi sınıfına ve emekçi halka karşı saldırılarını hergün biraz daha arttırıyor. Sermayenin çıkarları doğrultusunda gerçekleştirilen bu saldırıların bir ayağını da özelleştirmeler oluşturuyor. Hükümet, kısaca KİT adı verilen devlete ait işletmeleri yangından mal kaçırırcasına satıyor. Haraç mezat satılan görece daha küçük işletmelerden sonra, şimdi sıra dev fabrikalara geldi (Tüpraş, Tekel, Petkim, Erdemir vb...) >>Devam>

Türkiye ve dünyada işçi hareketi .... Kasım 2003

Seda Giyim'de işçi kıyımı

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

 

Sendikaların krizi, ancak devrimci önderliğin inşasıyla aşılabilir

Sınıflı toplumların çıkmasından bu yana köleler efendilerine, serfler lordlara, proleterler de kapitalistlere karşı mücadele etmişlerdir. Ancak tek farkla, kapitalist toplumdaki sınıflı ayrım tüm bu sınıflı toplumlardakinden çok daha belirgindir. Burjuva sınıfı çok daha örgütlüdür. O sebeple, proleterler sınıfsız, sömürüsüz bir dünyanın kurulması için çok daha örgütlü mücadele etmek zorundadır. İşçi sınıfının çalışma koşullarını, iş saatlerini, ücretlerini, insanca yaşamak için gerekli standartlarını düzeltmeye yönelik mücadeleleri ekonomik olduğu kadar politiktir de aslında. Kaldı ki kapitalist sistemde en doğal haklarımız için bile mücadele etmek ve bu sebeple politik bir zeminde hareket etmek durumundayız. >>Devam>

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

 

Bir işçinin gözünden Erdemir

Birinci sayımızda ele aldığımız ERDEMİR fabrikasını, bu sayımızda içeriden bir çalışanın gözünden değerlendireceğiz. Görüşmenin temelini sendikalar, yeni iş yasası, AKP hükümeti ve işyerindeki sorunlar oluşturuyor. Görüşme sırasında farkettiğimiz en önemli duygu ise öfke oldu . ERDEMİR içisi göreceli iyi ücret alıyordu; fakat son dönemlerde bu koşullar değişmeye başladı ve artık işçiler koşullarının gittikçe kötüleşmeye başladığının farkına varıyorlar. İşçi sınıfının yaşadığı genel sorunlardan, saldırılardan ERDEMİR işçisinin uzak kalması mümkün değildi; ki zaten saldırılar gittikçe artıyor. Kapitalizmin krizinden ERDEMİR işçisi de payını alıyor. Gittikçe eriyen ücretleri, çok güvendiği sendikasının işveren temsilcisi gibi çalışması, AKP hükümetinin kadrolaşma çabaları, sürülme ve işsizlik korkusu işçilerin kaygılarını daha da arttırıyor. ERDEMİR işçisi bu olumsuzlukların yarattığı ruh haliyle konuşuyor, bizimle. >>Devam>

Fabrikalardan işçi mektupları

Emek hareketinde geçtiğimiz ay

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Serna: Birleşen işçiler yenilmezler!

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Turkuaz/Çakıl işçileri 15-16 Haziran'ı kutladı

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Mücadele, Hafıza ve Colin’s Deneyimi Üzerine…

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

İşçi sınıfının sömürü düzenine başkaldırısı:

15-16 Haziran direnişi

_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

Yeni İş Yasasına Geçit Vermeyelim!

<< 2007 <<     << 2006 <<

iscicephesi@yahoo.es